Giyindi kuşandı, bıyıklarını burdu...
Parmaklarına da iri altın yüzüklerini taktı. Köylü altına, silaha, bir de askere saygı duyardı. Bacağında asker pantolonu, sarı çizmesinin koncuna sokulmuş gümüş savatlı kırbacı, İstiklal madalyası, tabancası, kara şapkası, kordonuyla göz kamaştırıcı bir heybet gibi baktı kendine aynada. Bu kılık yeteri kadar ürkütücüydü. Köylüler bu kılığın etkisinde kalırlar, saygı duyarlardı. Köylü milletinin hiçbir zaman aklı olmamıştır. Akıl suni bir şeydir. Köylünün her zaman bakmaya gözü olmuştur.