Yazmanın da bir kaderi olduğunu, onun da bir zamanı olduğunu anlatan bir dürtüyle düştüm yola. Yıllarca bu maceranın gizemli dehlizlerinde, sessizce dolaştıktan sonra nerden çıkmıştı gün yüzüne çıkma isteği? Geride bir iz, bir anı bırakmak mıydı meramım, gecikmiş bir vefa borcu muydu, yoksa "söz uçar, yazı kalır" beylik sözünün hakkını vermek miydi isteğim bilinmez. "Bu kadınlar" bana fısıldadılar hikayelerini. Hiç korkmadan, çaresizce, arsızca , cesurca, . Çarşıda yürürken, okulda ders anlatırken, mutfakta yemek yaparken, her yerde hem de her yerde haince sokuldular yanıma. Öyle telaşlı, öyle aceleciydiler ki. Yazmazsam olmazdı artık. Ruhunu, ruhumda yaşadığım "bu kadınlara" , en çok da ilk öğretmenim, bilge şamanım sevgili anneanneme minnet ve saygıyla. Oyuncağını erken kaybeden tüm kız çocuklarına
Kayıp Oyuncak Bebek