Hihaa, mutlu son. ^^ Erdal Hoca'nın kendi evlilik hikayesi arkadaşlar. Çok eğlendim okurken. Reddedildiği kısımlar hariç. Biraz gerildim oralarda :) Neyse ki değdi.
'İşler nasıl?' Sorusuna 'Çorbamız kaynıyor işte.' gibi ezik cevaplar veren ya da 'Çok şükür geçinip gidiyoruz!' süklüm püklümlüğü ile mukabele edenlerin bana katacağı hiçbir şey yoktu.
- Uzaya git hatta Ay'a çık Neil Armstrong'un ayak izini yok et. Onun yerine kendi ayağını bas gel ve bütün dünyayı bunu kabul ettir!
deselerdi sanırım buna gözüm keserdi de Betül'ü ikna etmek 'inat' denilen kavramın kendisiyle iddiaya girmekti.
Dünyanın en kerizleme ticarete buydu sanırım Fakat buna değerdi. Kamyonet kapının önünde durdu. Önce ben indim ve toptancı gülümsemesiyle (o nasıl oluyorsa artık) içeri girip dışarıya doğru,
- *Oğlum indirin malı.* diye bağırdım.