GK

Altını çizdiklerimi sayfalar arasından çekip çıkarıyorum ᝰ.ᐟ
Erü/İlahiyat
Yetişemediğim Yerdeyim
137 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Bugün bütün hamlığımızın nedeni, dinî kimlik bunalımlarının asli sebebi budur. İnsan marifetullaha ermeden tekâmül sürecini tamamlayamaz, yarım yaşar, yarım ölür, varoluş maksadına eremeden terki dünya ederken gözü arkada kalır, gözü açık ölür, pişmanlıkla ölür, geri dönüp hatasını telafi etmek ister, bu istek içinde ukde olur, içinde kalmış bu ukdeyle ölür. Ama artık iş işten geçmiştir: "Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım." der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır." (Mü’minun, 100) Allah'ım! Sen bizi böyle bir duruma düşmekten koru!
Sayfa 269 - Timaş Yayınları - 8. Baskı / İstanbul 2025·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Belki çok sonraları, ilerleyen zamanlarda bazı sıkıntıların, bazı musibetlerin bazı nimetlerin asıl hikmetlerini görmek mümkün olacak. Yani bu hayatı Hz. Hızır ile dibi delik bir gemide yolculuğa benzetebiliriz. Aslında hayat böyle. Biz Hz. Musa gibi olsak bile çok sonraları öğreneceğiz o geminin niçin delindiğini, o duvarın niçin doğrultulduğunu, o çocuğun niçin öldüğünü.
Sayfa 266 - Timaş Yayınları - 8. Baskı / İstanbul 2025·Kitabı okudu
Alıntı
Var olan her şey için biz “mâşâAllah/Allah dilediği müddetçe (varlığını devam ettirir.)" deriz. Bu ifade bir şeyin Allah'ın izni ve iradesiyle var olduğunu ve ancak Allah'ın izni ve iradesiyle varlığını devam ettirebileceğini ifade eder. "Var olacak" olan her şey de Allah'ın izni ve iradesiyle var olur. Bu sebeple biz var olacak olan her şey için "inşâAllah/Allah dilerse (var olacak)" deriz. Bu tespit çok önemli...
Sayfa 262 - Timaş Yayınları - 8. Baskı / İstanbul 2025·Kitabı okudu
Alıntı
Çünkü günahın ıstırabını yaşamayan, bağışlanmanın değeri anlayamaz.
Sayfa 256 - Timaş Yayınları - 8. Baskı / İstanbul 2025·Kitabı okudu
Alıntı
Allah bir konuda hükmü bildirmişse bize "amenna ve saddakna" demek düşer. Benim içime sinse ne olur sinmese ne olur, aklıma yatsa ne olur yatmazsa ne olur, ben şöyle desem ne olur böyle desem ne olur. Bizim için Allah ve Resulü hükmü vermişse konu kapanmıştır, kapanmalıdır. Biz Müslüman'ız yani teslim olmuşuz, pazarlık eden bir tacir değiliz, tüccar değiliz, biz teslim olmuşuz. Allah'ın bir adı da 'Rab'dir Kur'ân'da; o sahiptir, efendidir, bizim adımız da "abd"dir Kur'ân'da. Abd de köle demektir. Biz köleyiz. Biz Allah'ın kölesiyiz, o ne derse biz onu yaparız, yapmalıyız, Onun "dur" dediği yerde dururuz, "yürü" dediği yerde yürürüz, "konuş” dediği yerde konuşuruz, "sus" dediği yerde susarız, "koş” dediği yerde koşarız, “uyu” dediği yerde uyuruz, "uyan" dediği yerde uyanırız. Kulluğun ontolojisi budur.
Sayfa 250 - Timaş Yayınları - 8. Baskı / İstanbul 2025·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam