Giresun Kitap Kulübü

Giresun Kitap Kulübü
@GIRESUNKITAPKULUBU
Giresun Kitap Kulübü olarak her ay bir kitabın izinde buluşuyor, okudukça çoğalıyoruz. Yeni hikâyeler, yeni dostluklar… Hepsi bir sayfayla başlıyor.
5 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
6/10
·456 syf.··
2026 5. kitabı
Kulüp olarak okuduğumuz Evelyn Hardcastle – Stuart Turton, genel anlamda herkesin aynı noktada buluşamadığı ama kesinlikle üzerine çok konuşturan bir kitap oldu. Kitap, Evelyn Hardcastle’ın öldürüldüğü bir malikanede geçiyor ve ana karakter her gün aynı cinayeti çözmek için farklı bir bedende uyanıyor. Yani aslında bir yandan gizem çözülürken bir yandan da zaman döngüsü, kimlik değişimi ve hafıza parçaları üzerinden ilerleyen oldukça karmaşık bir kurgu var. Her bölümde başka bir karakterin gözünden olayları görmek, hem merak duygusunu artırıyor hem de olay örgüsünü takip etmeyi yer yer zorlaştırıyor. Kulüp içinde de tam olarak bu yüzden farklı görüşler ortaya çıktı. Gizem ve gerilim türünü, özellikle izleyerek takip etmeyi seven arkadaşlarımızın bir kısmı kitabı çok ilgi çekici bulurken, bazı arkadaşlarımız için olayların sürekli dallanıp budaklanması ve kurgu yoğunluğu biraz yorucu oldu. Genel olarak bakıldığında ise beğenenler ve beğenmeyenler neredeyse dengedeydi diyebiliriz. Ama ortak nokta şu oldu: kitap gerçekten “beyin yakan” bir olay örgüsüne sahipti. Sürekli değişen bedenler, zaman kırılmaları ve ipuçlarını birleştirme çabası hepimizi zihinsel olarak epey meşgul etti. Sonuç olarak “Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü”, herkesin aynı hızda içine giremediği ama girenlerin de çözmeye çalışırken ciddi anlamda düşündüğü, karmaşık ve zekice kurgulanmış bir gizem-gerilim deneyimi oldu.
Evelyn Hardcastle’ın Yedi ÖlümüStuart Turton · İthaki Yayınları · 20201,466 okunma
Reklam
6/10
·456 syf.··
2026 5. kitabı
Stuart Turton
8.4/10 · 1.466 okunma
Spoiler içerir
6/10
·524 syf.··
2026 4. kitabı
Kulüp olarak okuduğumuz Ocak ayı kitabımız ve dördüncü kitabımız: Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi, İstanbul’da geçen bir aşk hikâyesi üzerinden hafıza, takıntı ve geçmişe tutunma fikrini anlatıyor. Hikâye, zengin bir çevreden gelen Kemal ile Füsun arasındaki ilişki etrafında şekilleniyor; ancak bu ilişki zamanla karşılıklı bir bağdan çok Kemal’in tek taraflı takıntısına dönüşüyor. Kitapta en çok öne çıkan şey, aşkın giderek bir “biriktirme” hâline gelmesi. Kemal’in Füsun’a ait olduğunu düşündüğü her küçük nesneyi saklaması, aslında duygudan çok geçmişe tutunma çabasını gösteriyor. Bu yönüyle roman, yer yer yorucu ve tekrar eden bir his de yaratabiliyor; bu da kulüp içinde farklı yorumlar doğurdu. İstanbul’un 1970’ler atmosferi, sokaklar ve ev içi detaylar oldukça yoğun bir şekilde veriliyor. Ancak anlatımın uzunluğu ve bazı bölümlerin yavaş ilerlemesi, kitabı herkes için aynı derecede akıcı kılmadı; açık konuşmak gerekirse, bizde tamamen “çok beğendik” hissi oluşmadı. Orhan Pamuk’un romanla birlikte gerçek bir müze kurma fikri ise kitabın en ilginç yanıydı. Kurgu ile gerçeğin iç içe geçmesi, esere farklı bir katman ekliyor. Bizim için “Masumiyet Müzesi”, güçlü bir fikir üzerine kurulmuş ama herkesin aynı derecede bağ kuramadığı, daha çok üzerine konuşarak anlam kazanan bir kitap oldu. Kulüp içinde özellikle aşk, takıntı ve anlatım dili üzerine farklı fikirler ortaya çıktı.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Spoiler içerir
9/10
·626 syf.··
2026 3. kitabı
Kulüp olarak okuduğumuz Aralık ayı kitabımız ve üçüncü kitabımız: Jane Eyre – Charlotte Brontë Jane Eyre, küçük yaşta ailesini kaybeden ve zorlu bir çocukluk geçiren Jane’in, yatılı okul yıllarından başlayarak kendi kimliğini inşa etme sürecini anlatıyor. En çok dikkat çeken şey, Jane’in baştan sona güçlü bir “benlik” arayışı içinde olması. O dönemin şartlarında bir kadın olarak kendi ayakları üzerinde durmaya çalışması, kitabın en etkileyici yönlerinden biri. Hikâye, Jane’in mürebbiye olarak girdiği Thornfield Hall’da Mr. Rochester ile tanışmasıyla farklı bir boyuta geçiyor. Aralarındaki ilişki sadece bir aşk hikâyesi değil; güç, eşitlik, bağımsızlık ve vicdan gibi temalarla sürekli sınanan bir bağ haline geliyor. Özellikle Rochester’ın sakladığı sır ortaya çıktığında, Jane’in verdiği karar hepimizi en çok düşündüren noktalardan biriydi. Kitabın gotik atmosferi, kasvetli malikâne betimlemeleri ve Jane’in iç sesi hikâyeye çok güçlü bir derinlik katıyor. Zaman zaman duygusal yoğunluğu artarken, Jane’in içsel monologları onun karakter gelişimini çok net hissettiriyor. Charlotte Brontë’nin kalemiyle Jane, sadece bir karakter değil; kendi değerini bulmaya çalışan, dirençli bir kadın sesi olarak karşımıza çıkıyor. Bizim için “Jane Eyre”, sadece bir aşk hikâyesi değil; özgürlük, kendini bulma ve sınırlarını çizme üzerine güçlü bir yolculuktu. Kulüp olarak hem karakteri hem de dönemin toplumsal yapısını çokça tartıştığımız, etkisi uzun süren bir okuma oldu.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Reklam