Aşsız eşsiz işsiz

Kadın olmak; Hacer olmaktı ... Issız çöllerde bir çift nemli göz olup, İlmik ilmik boğazında düğümlenen kelimeleri bir türlü telaffuz edememekti... Kadın olmak; Asiye olmak.. Musalara kucak açmaktı... Sonra bağrından kopup nura çağıran yiğidine en evvel inanmaktı... Velev ki Firavunlarun zulmü yeryüzünü kaplasa da... Kadın olmak; Gönül tezgahında nakış nakış erdemi dokumak... Kemal minberinde Meryemce hayayı okumak... Meryem'in iffetini yüreğinde taşımak... İman ve irfan ikliminin en hoş esintileriyle ruhları okşamaktı... Ve dahi kadın olmak Meryem olmaktı... Kadın olmak; Hatice olmaktı, Ve vefa tezgahında teslimiyet dokumaktı... Ve giderken ardında, Yokluğunda hüznü yaşayan buğulu gözler, Müteessir yürekler bırakmaktı... Kadın olmak; Aişece ilme vurulmak, Fatımaca yiğitler doğurmak, Zeynepçe hüzne boğulmaktı... Kadın olmak; Yağmur yüklü bir bulut olup, Göz pınarından süzülen her damla yaşla, Körelmiş yüreklere Rahman'ın rahmetini muştulamaktı...
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Hep kendine kızıyorsun, kendini suçluyorsun. Üzülüyorsun, belki de ağlıyorsun. "Bir türlü becereme-diklerin" için "bir türlü gücünün yetmediği şeyler" için. Oysa ne "beceriksizsin" ne de "çok istediğin şeyler için az çaba sarf ettin"! Kendine gel "aciz" hiç değilsin! Tek yapman gereken, nasip kısmet neydi bir daha düşünmelisin. Ayrıca "nasip" demek "acizlik" değil, Kadere tevekkül etmektir. Daha fazla üzülme ve lütfen benim için iyi bak kendine. Seviyorum seni, "yapamadıkların-la" birlikte..." Cihad Kök
Birgün.... Ne el kalacak tutmak için Ne de yürümek için bacak Ne de bir hatıra dünyamızdan.... Çünkü... Hatıralar da kuşlar gibi Dal ister konacak..... Birgün Yaslanmak istersen pencereye Diz çökmek istersen .... NAFİLE..... İş işten geçmiş olacak.. Ben...... ....
Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve HERKES, BİRİSİ'nin bu işi yapacağından emindi. Gerçi bu işi HERHANGİBİRİ de yapabilirdi ;ama HİÇKİMSE yapmadı. BİRİSİ buna çok kızdı. Çünkü iş HERKES'in işiydi. HERKES, HERHANGİBİRİ'nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu ama HİÇKİMSE, HERKES'in yapamayacağının farkında değildi. Sonunda HERHANGİBİRİ'nin yapabileceği bir işi HİÇKİMSE yapmadığı için HERKES, BİRİSİ'ni suçladı. *** Sen, sana düşeni yapmadıktan sonra, başkalarının yapacağı iyilikten sanane !
İnsan , düşünceleri hakkında iç görü ( basiret ) ve ayırım gücüne sahip değil ise , iyi bile olsa , şeytanın verdiği düşünceyle meleğin ve nefsin verdiğini ayırt edemez. Bunları doğru bir şekilde ayırt etmez ise asla kurtuluşa eremez. Çünkü şeytan , her gruba o gruba baskın hale göre gelir. Bu meyanda , şeytanın Salih insanlardaki gayesi , kendisinden ( bilgi ve düşüncelerini ) almada şeytanı tanımamalarını sağlamaktır. Bu durumda Salih insanlar , bilgiyi şeytandan aldıklarını bilmeyip onu Allah’a nispet eder ve hangi yoldan kendilerine ulaştığını bilemez. Adeta şeytan , onların bu bilgisizlikleri ile tatmin olur ve onların otoritesinin altında bulunduğunu anlar. Şeytan ( görünen ) işlerde Salih insanı aldatmayı sürdürür. Böylece kendisine aktardığı düşünceleri onaylatmayı ve onların Allah katından olduğunu kabul ettirmeyi başarır. Bunun üzerine , yılanın derisinden soyutlanması gibi salih kişiyi dininden çekip alır......