İslâm dini, insanoğluna dünya ve ahiret mutluluğunu kazandıracak birçok prensip barındırmaktadır. İslam'da çalışma ve helâl kazanç, tıpkı ilim gibi farz telakki edilmiş, kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürmesi, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmek maksadıyla meşru yoldan çalışıp kazanması, ibadet ölçüsünde kutsal ve değerli bir davranış olarak kabul edilmiştir.
Uyuşturucu bağımlısı bir genç, "Bazı geceler, 3-4 bin lira kazandığını, fakat aynı gece bu paranın hepsini harcadığını paranın hiçbir bereketinin olmadığını" dile getirmişti."
İslam, kazanç elde etme konusunda helal ve karşılıklı rızayı esas almıştır. Bu bağlamda dinen helal olmayan; hırsızlık, gasp, faiz, kumar, rüşvet ve şans oyunları; kamu mallarını zimmete geçirmek, her türlü yolsuzluk, hileli alışveriş, eksik tartıp ölçmek, malı asıl fiyatından fazla fiyatla satmak gibi her türlü gayrı meşru kazancı yasaklamıştır.
Helâl ve meşru işlerde çalışmalı, helalinden kazanmalı, haram gıdalarla beslenmemeli ve çoluk çocuğa da harama yedirmekten sakınmalıdır. Bu husus, hem ibadetlerimizin kabulü hem de sosyal hayatımızın güven ve huzuru için önemlidir. Rabbimiz, tüm insanlari, helalle yetinmeye teşvik etmektedir: "Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır."125 başka bir ayette yine rızıkta helallik, temizlik ve iyiliğin aranması gerektiğini haber veriyor; "Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının."126