Özcan Alkan

Özcan Alkan
27 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
2.3.7. İşsizlik Uzun süre dikkati toplayamayan ve gittikçe sağlık sorunları yaşayan madde bağımlılarının yüz yüze kaldığı sorunlardan biri de işsizliktir. Genelde ya işten çıkarıhırlar ya da geç kalmalardan dolayı istifa etmek zorunda kalırlar. Sonra da cezaevlerine düşme riskiyle karşı kar- şıya kalırlar. Oysa İslam, insana helal rızık kazanarak evine, çocuklarına ve eşine bakmasını tavsiye etmektedir. Bu bağlamda dilenciliği ve haram yollardan para kazanmayı şiddetle yasaklamıştır. İnsanlara muhtaç olmadan yaşamayı teşvik etmiştir. İbadetleri yaptıktan sonra meşru çalışmayı ibadet saymıştır. Hz. Peygamber; "Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yememiştir. Allah'ın peygamberi Davut (a.s.)da elinin emeğinden yerdi. buyurarak el emeğiyle kazanmanın önemini vurgulamıştır. //121
Sayfa 71·Kitabı okudu
Islamida bundan dolayı boşanma en sevimsiz he lal olarak bildirilmektedir. Anne baba beraberce kendi sorumlulukları açısından terbiyeyi vermesi en doğrusudur. Bunun için Hz. Peygamber, çocuğa bırakılan en değerli mirasi terbiye olduğunu haber vermektedir. Başka bir uyuşturucu bağımlısı durumunu şöyle anlatmıştı: "29 yaşındayım evliyim ve 1 çocuğum vardi. Llyngturucudan dolayı uzun yıllar için cezaevine girdim. Allem bu uzun cezayı öğrendiğinde boşanma davası açti ve boşandık. Küçüklüğünde işlediğim cahilliklerinden dolayı hayatım karardı. Buna bulaştıktan sonra aile hayatı kalmaz. Mutlaka sonu ayrılığa gider. Ankara Üniversitesi'nde suça bulaşan çocuklar üze rine tez hazırlayan Dr. Veysel Kunt'un ulaştığı bilgiler gerçeği ortaya koymaktadır; "Babasız büyüyen çocukların suça bulaşma oranı % 98. Annesiz yetişenlerin suç işleme oram % 17. Parçalanmış ailede büyüyen çocukların % 601 suça bulaşıyor. Sabıkalı çocukların % 50,7'si boşanmış alle çocukları. Parçalanmış aile çocuklarımı suça bulaşmama orant % 34.2. Boşanan anne ve babaları çocukları %66 oraminda bir şekilde suç işliyor." Boşanmanın sonucunda en büyük zararı çocuk görüyor. Boşanmanın neticesinde anne-baba, çocuğunu suç ortamına terk etmiş oluyor. Genellikle çocuğun eğitimi yarım kalıyor, böylece çocuk doğru davranış biçimlerini öğrenemiyor, doğal olarak suç ortamına itilmiş oluyor. Dikkat edilirse boşanmaya sürükleyen davranışlardan en önemlileri yine uyuşturucu, alkol, kumar, teknoloji gibi bağımlılıklar olduğu görülmektedir.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Bu yönüyle İslâm; aslı itibariyle 97 Kur'ân'da mevcut olan Yahûdîliği de, Hristiyanlığı da kapsadığından İslâm'ın, birbirini tamamlayan bu süreçlerini birbirinden ayrı, hele hele birbirinin alternatifi olarak görmek, asla doğru değildir. Büyük din bilgini İmâm-ı A'zam bu gerçeği: “bütün Peygamberlerin tebliğ ettiği dinlerin temel prensipleri Tevhîd esasına dayalıdır, farklılıklar ferî hükümlerdedir." şeklinde ifade etmiştir." Bir diğer düşünürün ifâdesiyle; bütün dinler, doğal olan ve her insanın içindeki fitrî dinin, kimisi aslına bağlı, itaatkâr, kimisi de aslından uzaklaşmış, âsî çocuklarıdır. Bu tabiî dinin esasları da; Tanrı'nın bir olduğuna, ahlak bilincine, özgürlüğe, ölümsüzlüğe ve öbür dünyada mutlaka âdil bir misillemenin yapılacağına inanmaktır⁹8. 99 Tekrar vurgulayalım ki İslâm, bütün peygamberlere gönderilen değişmez tek dinin adıdır. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Zira Yüce Yaratıcı'nın, doğaya koyduğu program nasıl ki yaratılışından itibaren hep aynı olup hiç değişmemiş ise insanlara gönderdiği din de, insanın fıtrat birliğinin zorunlu bir sonucu olarak, hep aynı olup, istisnâsız bütün insanlığın tâbî olduğu değişmez evrensel insanlık programıdır. Zira, bir ve evrensel olan Rabbin dîni de bir ve evrensel olmalıdır. Buna göre İslâm, kimsenin tekeline alamayacağı, kimsenin de kendisini; dışında göremeyeceği yaratılış yasasıdır. İşte bunun için bütün vahiylerin ortak adı olan İslâm, tüm insanlığın dinidir.
Sayfa 49·Kitabı okudu
bu program ve düzene tâbi olduğunu, ona göre hareket ettiğini, sistemin aksaksız yürümesinin bu program sayesinde mümkün olduğunu vurgulamaktadır: "Yaratıcı kudret, her şeyi mükemmel bir düzen
Sayfa 48·Kitabı okudu
Tevhîd sisteminin ve fıtrat birliğinin zorunlu sonuçlarından biri de dinin birliği ilkesidir. Zira “bir” olan, yani bütün insanların Rabbi olan Allah'ın, gönderdiği din de bir olup, ayırıcı değil, birleştiricidir. Kur'ân'dan anladığımıza göre; insanlığın bidâyetinden beri temel ilkeleri itibariyle hiç değişmeyen ve "İslâm" vasfıyla nitelendirilen bu dini; Yüce Yaratıcı, bütün varlığın zorunlu olarak uyduğu sistem olarak nitelendirmektedir. O halde en geniş anlamıyla Din/ İslâm; Yaratıcı'nın, varlığa koyduğu düzendir. Şu âyetler bu gerçeği dile getirmektedir: “Bir yılda on iki ay vardır ve bu durum, dünya kurulalı beri böyle devam etmektedir. Müşriklerin haram ayların yerini kâh ileri kâh geri alarak toplam ay sayısını on ikiden on üçe, on dörde çıkarmaları ilahi kuralları çiğnemektir."68 "Yerde ve gökte ne varsa her şey, onun koyduğu düzene/doğal yasalara uymaktadır.” >>89 “Ey müşrikler! Görmez misiniz ki kâinatta bulunan her şey; ay, güneş, yıldızlar, dağlar, hayvanlar, yerde ve gökte olan her şey Allah'ın mutlak egemenliği altındadır. Bunu bildiğiniz hâlde niçin hiçbir gücü olmayan varlıklardan medet umar, onları Allaha ortak koşarsınız?9° "Ey müşrikler! Yerde ve gökteki bütün varlıkların, gökyüzünde kanat çırpan kuşların Allah'ın emrine ve iradesine râm olduğunu görmüyor musunuz? Yaratıcı kudret yarattıklarından habersiz olur mu? Tüm varlığın işletme programını da elbette O koymuştur. Kur'ân, tüm varlığın 88 Tevbe, 9/36. Âl-i imrân, 3/83. 90 Hac, 22/18. Nûr, 24/41. Mülk, 67/14.
Sayfa 47·Kitabı okudu