Bu yönüyle İslâm; aslı itibariyle 97 Kur'ân'da mevcut olan Yahûdîliği de, Hristiyanlığı da kapsadığından İslâm'ın, birbirini tamamlayan bu süreçlerini birbirinden ayrı, hele hele birbirinin alternatifi olarak görmek, asla doğru değildir. Büyük din bilgini İmâm-ı A'zam bu gerçeği: “bütün Peygamberlerin tebliğ ettiği dinlerin temel prensipleri Tevhîd esasına dayalıdır, farklılıklar ferî hükümlerdedir." şeklinde ifade etmiştir." Bir diğer düşünürün ifâdesiyle; bütün dinler, doğal olan ve her insanın içindeki fitrî dinin, kimisi aslına bağlı, itaatkâr, kimisi de aslından uzaklaşmış, âsî çocuklarıdır. Bu tabiî dinin esasları da; Tanrı'nın bir olduğuna, ahlak bilincine, özgürlüğe, ölümsüzlüğe ve öbür dünyada mutlaka âdil bir misillemenin yapılacağına inanmaktır⁹8.
99 Tekrar vurgulayalım ki İslâm, bütün peygamberlere gönderilen değişmez tek dinin adıdır. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Zira Yüce Yaratıcı'nın, doğaya koyduğu program nasıl ki yaratılışından itibaren hep aynı olup hiç değişmemiş ise insanlara gönderdiği din de, insanın fıtrat birliğinin zorunlu bir sonucu olarak, hep aynı olup, istisnâsız bütün insanlığın tâbî olduğu değişmez evrensel insanlık programıdır. Zira, bir ve evrensel olan Rabbin dîni de bir ve evrensel olmalıdır. Buna göre İslâm, kimsenin tekeline alamayacağı, kimsenin de kendisini; dışında göremeyeceği yaratılış yasasıdır. İşte bunun için bütün vahiylerin ortak adı olan İslâm, tüm insanlığın dinidir.