Özcan Alkan

Özcan Alkan
27 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Bir politik grubun veya bir toplum kesiminin kültürel anlamda iktidara gelmesi, söz konusu kesimin temsilcisi olan siyasi yapının çabalarıyla mümkün olabilir mi? Olur, tabii. Bakın, popülizm "halk"ın değerlerini, inançlarını, yargı ve ön yargılarını olduğu gibi, verili bir durum olarak kabul eder, belirli bir ideal, bir ülkü veya felsefe doğrultusunda değiştirmeye, iyileştirmeye yeltenmez. "Halk"ı rahatsız eden oluşumlara “halk”ın yadırgamayacağı popüler çözümler üretmekte yoğunlaşır. En azından yoğunlaştığı izlemini verir, “halk için, halkla omuz omuza çalıştığı algısını yaratmaya çalışır. Bu söylediklerimi becerebilen bir kadro kurabilirseniz, ne âlâ. Demokrasi, özgürlük, insan hakları kavramlarının "sübyancılık"ı dahi mazur gösterebilecek şekilde esnetilebildiklerini gözden kaçırmayın. Şöyle ki, 2018 itibarıyla dokuz AB ülkesinde kısaca "IPCE" olarak tanınan "Uluslararası Sübyancılık ve Çocuk Serbestleşmesi" ("International Pedophile and Child Emancipation") federasyonun şemsiyesi altında faaliyet gösteren pedofili destekçisi 34 sivil toplum kuruluşu var. Yeşiller destekli.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Türkiye'yi yakından tanıyan aydın olarak ısrarla liyakat diyorsunuz. Liyakat sorununu çözdüğümüzde bunun içeriye ve dışarıya nasıl yansımaları olur? Liyakat sorunu çözüldüğünde Türkiye şahlanır. Bir kere, eğitimden adli sisteme, imardan enerjiye, tarımdan basına hemen her alanda gözlemlediğimiz o müthiş savurganlığın sonu gelir. Zor kazanılmış birikimlerimizi rasyonel yatırımlara dönüştürme imkânı doğar. Zaman yönetimi mümkün olur. Bir günlük işi bir aya yayıp sürüncemede bırakmaz, ödenekleri çarçur etmez, bütçeleri delmeyiz. Gözaltı süreleri kısalır. Mahkemeler daha hızlı karar alır. Çocuklar hangi sınava gireceklerini bilir. Tesisatçı gideri yanlış yere bağlamaz. Elektrikçi kabloyu izole eder, yangın çıkartmaz. Caddeler, en ufak bir serpintide göle dönmez. Dünyayı doğru okur, doğru yorumlar, kim dost, kim düşman doğru kestirirsek olası FETÖ'lere hazırlıksız yakalan- mayız. Hepsinden önemlisi, liyakat noksanının suçunu birbirimize atmaz, birbirimizi haksız kazançla, ihanetle suçlamaktansa meselelerin kök nedenlerine inme alışkanlığı kazanırız. Siyaset bile rasyonelleşir. Bizi kahreden olumsuzlukların ezici çoğunluğu, aktörlerin ehil olmamalarından kaynaklanıyor, ahlaksızlıklarından değil. Hâsılı, liyakat meselesini çözer, emaneti ehline bırakmayı ilke edinirsek, etnik veya sınıfsal veya ideolojik kutuplaşma kaygıları yok olur, Türkiye 21. yüzyılda uçar! Ele güne karşı caydırıcı bir güç olmak da böyle bir şeydir zaten. Hayırhah bir güç olmak da öyle
Sayfa 146·Kitabı okudu
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye, bölgemiz ve dünya için ne ifade ediyor? Sistemler onları kuvveden fiile çıkartan ve idame ettiren insanların niteliğiyle kaimdirler. Ehil bir atanmışın vezir edebildiği bir halkı, işinin ehli olmayan bir seçilmişin rezil edebildiği de sır değil. İster monarşi, ister meşrutiyet, ister parlamenter, isterse bizim şimdi denediğimiz başkanlık sistemi olsun, toplumların bir avuç iyi niyetli ve ehil insanın yüzü suyu hürmetine ayakta kaldığını kadim tarih teyit ediyor. Sistem kendi başına bir değer değil, değerini sistemi çalıştıranların liyakati belirliyor. Yeri gelmişken, geçenlerde Üçüncü Mustafa'nın "Cihangir" mahlasıyla yazdığı bir dörtlüğe rastladım. Koskoca padişah, "Yıkılıpdur bu cihan sanma ki bizde düzele/ Devlet-i çerh-i deni verdi kamu müptezele/ Şimdi ebvab-i saadetle gezen hep hazele/ İşimiz kaldı heman merhamet-i Lem Yezel'e" diye yakınıyor. Günümüz Türkçesinde mealen, "Yıkılıp gitmektedir bu dünya, sanma ki bizde düzele/ Aşağılık felek tümden bıraktı devleti müptezele/ Şimdi saadet kapılarında gezenler hepten alçaklar/ İşimiz artık kaldı Allah'ın merhametine." Üçüncü Mustafa'nın 1700'lü yılların ikinci yarısında saltanat sürdüğünü düşününce umutsuzluğa kapılıyor demeyeyim ama hüzünleniyor insan. Besbelli ki asgari 250 yıldır çözemediğimiz ağır bir liyakat sorunumuz var bizim. Başkanlık sistemi ile çözebilirsek rahmetli Özal'ın kehaneti doğrulanır, 21. yüzyıl gerçekten de Türklerin yüzyılı olur inşallah.
Sayfa 146·Kitabı okudu
Sivil irade neticesi de olsa ; Erdoğan içeride bir "iktidar" figürüyken dışarıda BM,IMF,NATO gibi kurumlarla çatışan bir muhalif. Bu ayrımı nasıl yapacağız, " iktidar - muhalefet okumalarını salt yerel olana sıkıştırmak ne kadar doğru? Bakın ben bazen akli melekelerimizi toptan yitirdiğimizi filan düşünüyorum! Allah aşkınıza, "iktidar" olmak suç mudur?! Ya da "muhalefet" olmanın saygınlığı/arzu edilirliği nereden ileri gelir?! Kadim doğrular, "iktidar-muhalefet okumaları" dediğiniz etkinlikler üzerinden yorumlanmazlar! "Doğru” söyleyene göre “doğru” olmaz! Meğerki kafanız karışık olsun, siz kendiniz doğruyu yanlıştan ayıramayacak hâlde olun, siyasi iktidar ya da siyasi muhalefet, her kim dillendirirse dillendirmiş olsun, “doğru"yu teslim etmek durumundasınız. Meğerki Filistinlilere reva görülen zulmü “oh, olsun pis Araplar" diye karşılıyor olasınız, Erdoğan'ın “one munite” çıkışını onurlandıracaksınız! Meğerki dünyanın beş süper güç tarafından parsellenmesini "doğru” sayın, “Dünya beşten büyüktür!” tespitini alkışlayacaksınız! Aksi, hamakat değilse, sahtekârlıktır! Gayri alın hamakatı, vurun sahtekârlığa!
Sayfa 142·Kitabı okudu
İsterseniz, Türkiye'nin "aydın" sınıfını resmî ideoloji oluşturdu demeyelim de, Tanzimat'la başlayan/başlatılan, Batılılaşma sürecini içine sindiremeyenler olduğu gibi, şevkle
Sayfa 141·Kitabı okudu