Herkes nasıl başka yüzlere sahipse, bu yüzlerin arkasında başka deneyimler, birikimler, heyecanlar, meraklar, tutkular vardır. Kendisi de bu çeşitliliğin içinde bir renkti. Onlarla birlikte bir gökkuşağı oluşturuyordu. Bu renk demeti yedi renkten çok daha fazlasını içeriyordu. İnsanın renk algısıyla sınırlıydı bu sonsuz çeşitlilik. Yan yana duran iki insan, aynı gökkuşağına bakıp nasıl aynı renkleri görmezse, gökkuşağındaki su damlacıkları durmadan yer değiştirip renkleri nasıl haraketlendirirse insanlara bakarken de bu haraketin farkında olmak gerekiyordu.