Kelimelerini yitirmiş dargınlıklarla doluyum. Beni yıkabilecek ne kaldı ki bu dünyada? Yarım kalmış bir aşkı, kırık, paramparça bir aşkı yaşadım; sevdiğim adam kalbimi yaralayabileceği en hoyrat, en alçaltıcı ayrılık hikâyesiyle uzaklaştı hayatımdan. Dargınlığım kaldı bir tek; anneme, babama, kardeşlerime, beni sevdiğine inandıklarıma, çekip gidenlere. Çekip gidenlere en çok. Aslında hayata. Hayatıma.
Mahremiyet rüzgâra kapıldı, gitti. Duygular deseniz, deniz aldı götürdü. Düşünce bile kalmadı bizde; varsa da olanların dile gelmeye niyeti yok. Tuzlu suyla ağarmış çalı çırpı gibi temiz ve çıplak, kumsala serpilmiş kabuklar gibi boşuz. Sen ben ayırt etmeden hepimizi kucaklayan denizle, gökle ve rüzgârla yeniden dolmaya hazırız.