... yok hayır, burada sana laf sokmuyorum sadece lafımı esirgemiyorum.
... kalbin kırıldığında paylaşmazsan kalbin ufalanır. Kalbim un ufak olsun istemiyorum. Hem kalbim un ufak olursa ve yerlere saçılırsa hepsini tek tek öpüp başımıza koymamız gerekecek. Hayatım böyle geçsin istemiyorum.
"Biraz anlatır mısın lütfen şu beşinci kolu. Teorik olarak"
"Fiili müdahele ile ele geçirilemeyen Bir ülkeyi propaganda casusluk ya da terörü kullanarak müdahaleye uygun hale getirmek. Vatandaşlar manevi tedirginlik hissedince kuvveti devreye sokmak. Bölmek, parçalamak, yönetmek. Türkiye üzerinde şimdilerde oynanan oyun tam olarak bu. Gözümüzün önünde oluyor bütün bunlar içindeyiz, yaşıyoruz."
,, görkemini arttıran bu ihtişamın arasında ölümlü olduklarını bile bile hiç ölmeyecek gibi yaşamışlardı. Oysa şunca tapınağı yapan işçiler ve köleler gibi onları yaptıranlardan da geriye bir şey kalmamıştı... devirleri gelmiş geçmiş zamanları sona ermişti... hepsi gücünün zirvesinde iken devrilmişti. En dokunulmaz olduklarını sandıkları anda gitmişlerdi. Kendisini tarihin tamamı zannedenler tarihte bir nokta oluvermişlerdi sadece kaldıysa geriye bir isimleri kalmıştı onlar da hayırla yad edilir cinsten değildi.
"Saraylar... Yanar tabii," diyor Adnan Abi. "Halkı fakir olan zalimlerin sarayları er geç yanar. Alev almamış tek bir saray yoktur dünyada. Kimini gerçekten alevler sarar, yakar, kimi parçasından tutuşur yanar. Ama her saray mutlak yanar."