Burns, Marksizmi öncelikle bir “doktrin” değil, toplumu ve tarihi anlamaya yarayan bir yöntem olarak ele alıyor. Tarihsel materyalizm ekseninde ilerleyen metin, tarihi; büyük isimler, kahramanlar ya da tekil olaylar üzerinden değil, üretim ilişkileri, sınıflar ve ekonomik zorunluluklar üzerinden okumayı öneriyor. Bu yönüyle, olayların arkasındaki yapıyı görmeye zorlayan bir bakış açısı sunuyor.
Kitabın en sevdiğim tarafı, emek, artı-değer ve sınıf vb. gibi kavramları karmaşık teorik tartışmalara girmeden, gündelik hayata yakın örneklerle anlatması. Marksizme ilk kez yaklaşan biri için oldukça rahat bir giriş metni. Ama bu sadelik aynı zamanda kitabın sınırı; Marksizmin kendi içindeki tartışmalar, farklı yorumlar ya da tarih yazımında aldığı eleştiriler pek yer bulmuyor.
Marksist bakışın temel mantığını kavramak isteyenler için sade, öğretici ve yol gösterici bir metin.