Foucault'un düşüncelerinden hareketle, bir direnişin, iktidara karşı çıktığında, yalnızca mevcut iktidarı eleştiren değil, aynı zamanda kendi iktidar anlayışını, kendi iktidar terminolojisini oluşturacak bir yapı ortaya koyacağını ifade ediyor.
Yani bir direniş, karşı iktidar oluştururken, kendi bakış açısını da ortaya koyar ve bu yeni bakış açısı, sadece mevcut iktidarın reddiyle kalmaz, aynı zamanda yeni bir iktidar biçimi de yaratır.
Bu da demektir ki, iktidar ilişkilerini ve direnişi yalnızca tek bir perspektiften, örneğin mevcut iktidarın kötü olduğu ya da direnişin mutlak bir doğru olduğu şekilde incelemek, olayın bütününü anlamaya yetmez. Direnişin de iktidar oluşturma kapasitesine sahip olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.