Bana birisi, "İnsan ne ile yaşar?" diye sorsaydı
cevabım su olurdu:
"Ne ile yaşayacağını bilemem ama ne olmadan
yaşayacağını söyleyebilirim: Umut!"
Nietzsche der ki, "Bir nedeni olan, her nasıla katlanır."
Kuran Hz.
Peygamber' in kalbine indi. Böyle buyuruyor
Allah. "Kur'an ve Hz. Peygamber dendiğinde akla ilk gelen,
İlk gelmesi gereken temel hakikat budur Bu sebeple Kur`an
Mü'minin de kalbine inmeli." Kalbine inmeli çünkü kalp
beden ülkesinin sultanıdır. İnsanın özü ilahi nefhanın makarrı, mü'min şahsiyetinin, karakterinin, benliğinin merkezi
ve başkentidir kalp.
Bir de "Müminin kalbine Kur an inmeli." Kur an inmeli
cünkü Kur`an Allah'ın ihya eden nefesidir; ab-ı hayattır,
bengi suyudur. İnsana can verir, ruh verir, aşk verir, saadet-i
dareyn verir.
Kalbe inen üç yol vardır. Kuran da insanın kalbine bu
üç yoldan iner. Birincisi dildir: Kur`an dilden kalbe tilavetle
iner. İkincisi akıldır: Kur'an akıldan kalbe tefekkürle iner
Üçüncüsü de davranışlardır; Kur'an davranışlardan kalbe
güzel ahlak ile iner. İşte bu üç yoldan kalpte biriken Kur an
insanı diri kılar, kâmil kılar.
Fahrettin Râzî, Asr suresinin tefsirini vaparken
bir buz satıcısını misal verir. Sicak bir yaz günü
elindeki tek sermavesi. hizla eriven buzlar olan
bir buz satıcısıdır bu. Ağlavarak ve haykırarak
söyle der: "Bütün sermavesi erimekte olan
su kisiye yardim edin de onu iflas etmekten
kurtarın." Tıpkı bu buz saticısı gibi bizim de
elimizde anbean erimektedir zaman. Elimizdeki
en klymetli ve belki de krymetinden en çok gafil
olduğumuz sermayedir zaman.
Her anın kıymetini bilmeyi Allah nasib eylesin
Çünkü bu fark edis hali üzerimizdeki bütün
nimetleri, bütün görevleri, bütün ödevleri hakk
layıkıyla ifa etmenin de sırrıdır,
Susmakla konuşmak arasinda nasıl ince çizgiler,
hassasiyetler var.
Bakarsın konuşmak şeytandan, bakarsın susmak.
Ey gönlüm, ben bunların tümünü sana söyledim
Ama dil yine eksik etti. Baskaları kendilerine bilip,
seni arif belledi.