Jean-Louis Fournier ile bu kitap sayesinde tanıştım. Bu eser bir anlatı kitabı; Fournier, doktor olan babasını kendi gözünden, kısa kısa başlıklar hâlinde anlatıyor. Dışarıdan bakıldığında babası; hastaları tarafından sevilen, saygı duyulan, başarılı ve hatta birçok hastaya ücretsiz bakacak kadar alçakgönüllü bir adam. Ancak aile içinde, aşırı alkolün etkisiyle yarattığı psikolojik şiddeti ve korkuyu görüyoruz.
Yazar bunu uzun, duygusal ve dokunaklı anlatımlarla değil; kısa, soğuk ve yer yer ironik bir üslupla aktarıyor. Anladığım kadarıyla Fournier’nin genel yazım tarzı da bu ve bu yüzden onun başka eserlerini de şans vermek istiyorum.
Kitapta anlatılanlar ne kadar ağır olursa olsun, bu satırlar nefretle yazılmamış. Nitekim kitabın sonunda da belirttiği gibi: Babasını yeterince tanıyamamış olmaktan dolayı üzgün. Artık ona kızgın değil. Büyüdükçe hayatın zor olduğunu anlamış ve bazı insanların yaşamı daha katlanılır kılmak için “kötü” yollara başvurabileceğini kabul etmiş. Bu yüzden, kitap boyunca hâkim olan duygu; öfkeden çok anlayış ve kabulleniş.