Hüseyin Rahmi Gürpınar, Efsuncu Baba’da yine o bildiğimiz üslubuyla batıl inançları tiye alan trajikomik bir hikaye sunuyor. Kitabın merkezindeki Ebulfazl Enveri Efendimiz, namıdiğer Efsuncu Baba; hayatını büyüye, tılsıma ve hurafelere adamış, yaptığı tuhaf hareketler nedeniyle çevresindekilerin "divane" gözüyle baktığı nev-i şahsına münhasır bir karakter. Hikaye, Efsuncu Baba’nın yolunun iplikçilik yapan iki Ermeni ile kesişmesiyle asıl absürt noktasına ulaşıyor. Enveri’nin bu iki sıradan adamı defineyi bulması için ona yardıma gönderilen ilahi varlıklar sanmasıyla film kopuyor ve olaylar tam bir akıl tutulmasına dönüşüyor. Ne yalan söyliyeyim Gürpınar külliyatına aşina olan bir okur için sonu fazlasıyla tahmin edilebilirdi ama bu durum eserin eğlencesinden hiçbir şey eksiltmiyor. Kitabın başında bu iki karakterin sokak jargonuyla harmanlanmış bozuk Türkçelerini anlamak epey zorlasa da, sayfalar ilerledikçe bu dile alışıyorsunuz. Nihayetinde Efsuncu Baba, dönemin cehaletini ve insanların saflığını ustalıkla ortaya koyan, okuması keyifli ve ibretlik bir eser.(Özellikle Gürpınar'ın kitabın sonunda hem eser hem de ülkedeki sözde "efsuncu babalar" üzerine kaleme aldığı o iki sayfalık değerlendirme kısmı, tek başına bile bu kitabı okunmaya değer kılmaya yetiyor)