Bir gün aramak istersen beni, olurda sesimi duymak istersen. Merak edersen nasılım diye, hiç çekinme, arayabilirsin!. Son konuşmamızın üstünden, ne kadar zaman geçti hiç mühim değil. Saatin kaç olduğuğu da. Ben hala, telefonu elimde taşıyorum. Ve hala, yastığımın ucunda uyuyorum. Bunu eski bir alışkanlık zannetme. Sonradan, içime yerleşmiş bir ümit sadece. Belki diyorum, belki bir gün özlersin. Hayat her zaman, beklediği Şeyleri vermiyor insana. Kimi zaman, hiç beklemediğin durumlarla mücadele etmek zorunda kalıyorsun. Bazen kader deyip geçiyorsun. Bazen de, Buda benim sınavımmış deyip, sineye Çekiyorsun. Sen bir imtihan olmaktan, öteye gidemedim bende. Ne yazıkki, Ben bu sınavı geçmeyi başaramıyorum. Mutsuz bir ağaç gibiyim. Yapraklarım bile ağır geliyor gövdeme. İçten içe çürüyorumda, kimseler fark etmiyor, hâlâ yeşilim diye. Sahi, sahi. Renkli görünmeyi sen hâlâ Mutlu olmak mı sanıyorsun?. Eğer öyleyse sanma. Çünkü bazen için kan ağlarkende, gülümsemek zorunda kalıyorsun. Belki mevsimden böyleyim, belki de hâlâ alışamadı kalbim. Şu sıralar bildiğim şeyler, hissettiklerimden öteye geçmiyor. Değişik bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Farklı bir şeyler deniyorum ama; İçimde hâlâ o ezgin his. Nereye gidersem gideyim, seni içimde taşıyorum. Yani ne yaparsam yapayım, seni de ortak ediyorum. Ve bu benim elimde olan bir şey değil. İstemeyerekte olsa seninle birlikte yaşıyorum. Benim de hoşuma gitmiyor ama; Bu hastalığa bir çözüm bulamıyorum. Olurda aklına misafir olursam bir gün; o an heyecanlanırsan, titrerse ellerin. Ve düğümlenirse boğazın. Sen de özlüyorsun demektir. İşte, işte o zaman ara!. Nasılsın diye sormana gerek yok, Ben iyiyim, deyip kapatsan da yeter. Olurda özlersen bir gün; bana senden Bir haber ver.