Insanlar farkında olsa da, olmasa da bu iki şehir arasında her gün sessiz gidişler veya tantanalı geçişler oluyordu. Öylesine yakın, öylesine iç içe iki şehir. Ama onca iç içelik içinde tarifsiz bir uzaklık vardır aralarında. Ölümle hayatın yakınlığı, ölümle hayatın uzaklığı kadar…
Okunacak hiçbir hikaye, hiçbir mesnevi, hiçbir şehir tarihi veya hal tercümesi kitabı insanlara şu mezarlar kadar içli, onlar kadar sahici bir hikaye anlatmıyorlar.
“Bazı aşıklar akılların bir kısmını, bazıları yarısını, bazıları da tamamını sevgiye yönlendirir ve bu orana göre biz onlara deli, yarı deli, zırdeli gibi isimler koyarız. Oysa burada yitirilen akıl değil, belki irade ve hükmetme derecesidir. Bu durumda duygular öne çıkar, akla baskın olur.”