Gökhan

Gökhan
кσүυη кυят ιℓε gεzεя∂ι ғιкιя вαşкα вαşкα σℓмαsα.. αşıк vεүsεℓ
Şöyle düşünün: On yedinci yüzyıldaki insanların batıl inançları ve mantıksız fikirleriyle dalga geçeriz. Yirmi beşinci yüzyıldakilerin bizim fikirlerimizle nasıl dalga geçeceklerini hayal edin. Bilimin ilerlemesine karşın dünyayla ilgili bilgimiz sınırlıdır. Fikirlerimiz ebeveynlerimizin, toplumumuzun ve içinde yaşadığımız tarihsel çağın bize aşıladığı önyargılarla koşullandırılmıştır. Zihnimizin gitgide katılaşması da fikirlerimizi sınırlandırır. Bildiklerimiz konusunda alçakgönüllü olmak, hepimizi daha meraklı ve çok geniş bir fikir yelpazesine ilgi duyan kişilere dönüştürür.
Reklam
Change adlı kitapta terapist yazarlar (Paul Watzlawick, John H. Weakland ve Richard Fisch) okulda uyuşturucu sattığı için müdür tarafından okuldan uzaklaştırılan asi bir ergenin durumunu anlatıyorlar. Öğrenci ödevlerini evde yapacaktı, okula girmesi yasaktı. Bu onun uyuşturucu satışlarına büyük zarar verecekti. Oğlan intikam almak için yanıp tutuşuyordu. Annesinin danıştığı terapistin önerisi şöyleydi: Oğlunuza, müdürün yalnızca sınıfa gelen öğrencilerin başarılı olacağına inandığını açıklayın. Müdür onu okuldan uzaklaştırarak başarısız olmasına yol açacaktı. Eğer evde çalışarak daha iyi not alırsa müdürü utandırabilirdi. Bu yüzden bu yarıyılda çok fazla çalışmasa ve onu haklı çıkararak müdürün yanında yer alsa çok daha iyi olacaktı. Elbette bu öneri oğlanın duyguları üzerinde oynamaya yönelikti. Artık onun tek isteği müdürü utandırmaktı ve terapistin önerisine uygun olarak tüm enerjisini ders çalışmaya verdi. Temelde bu fikir insanların güçlü duygularına karşı çıkmak yerine onlarla birlikte ilerlemek ve duygularını daha verimli bir yöne sevk etmenin yolunu bulmaktır.
İnsanların eş seçimi de kişilikleri hakkında bilgi verir. Bazıları baskın çıkıp denetleyebilecekleri, belki biraz daha genç, daha az zeki ya da daha az başarılı birini seçerler. Bazıları kurtarıcı rolünü üstlenip, kötü bir durumdan kurtardıkları kişiyi eş seçerek başka bir kontrol yöntemi uygular. Yine bazıları anne ya da baba rolünü üstlenecek birini ararlar. Daha fazla şımartılmak isterler. Bu seçimlerin pek azı zekâya dayanır, bunlar insanların çocukluk yıllarının ve bağlanma planlarının yansımasıdır. Çok farklı ve dıştan bakınca uyumsuz birini seçerek bazen şaşırtabilirler ama bu seçimlerin de bir içsel mantığı vardır. Örneğin sevdiği kişi tarafından terk edilmekten aşırı derecede korkanlar, erken çocukluk döneminin kaygılarını yansıtarak görünüm ya da zekâ açısından önemli ölçüde daha alt düzeyde birini seçerken koşullar ne olursa olsun onun kendisinden ayrılmayacağını düşünürler.
İnsanlar herhangi bir şeyi asla bir kez yapmazlar. Bir an için aklım başımdan gitti diyerek kendilerini mazur göstermeye çalışırlar ama karakterleri ve alışkanlıklarının zorlamasıyla aynı aptallığı başka zaman da yineleyeceklerinden emin olabilirsiniz. Daha doğrusu bir şey bireysel çıkarlarına tamamen zıt olduğunda zayıflıklarının zorlanımlı yapısını ortaya çıkaran davranışları yinelerler.
İnsanları oldukları gibi kabul edin: İnsanlarla etkileşime girmek duygusal sarsıntının ana kaynağıdır ama böyle olmak zorunda değildir. Esas sorun sürekli insanları yargılamamız, olduklarından daha farklı olmalarını istememizdir. Onları değiştirmek isteriz. Belirli bir şekilde, daha doğrusu bizim düşündüğümüz ve davrandığımız şekilde düşünüp davranmalarını isteriz. Herkes birbirinden farklı olduğundan, bu olanaksızdır ve böylece hayal kırıklığına uğrayıp üzülürüz. Bunun yerine insanları, kuyruklu yıldızlar ya da bitkiler gibi tarafsız olgular olarak görün. İnsanlar vardır. Çok çeşitli olduklarından yaşamı zenginleştirip ilginçleştirirler. Karşı koymak ve onları değiştirmeye çabalamak yerine size verdikleri üzerine çalışın. İnsanları anlamayı eğlenceli bir oyun, bir bulmaca gibi görün. Evet, insanlar mantıksız olabilirler ama siz de öylesiniz. Hepsi insanlık komedisinin bir parçası.
Reklam