Bazı kitaplar vardır, hızlı okunmaz; sindirilir. İstanbul’dan Sayfalar benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Açık konuşmak gerekirse İlber Hoca’nın dili zaman zaman ağır geldi, bazı bölümlerde dönüp tekrar okuduğum yerler oldu. Ama buna rağmen kitap bittiğinde insana gerçekten bir şey kattığını hissediyorsunuz.
Bu kitap yalnızca İstanbul’u anlatmıyor; İstanbul’un hafızasını, ruhunu, geçmişten bugüne taşıdığı kültürü, insanını ve medeniyet birikimini anlatıyor. Bir sokağın, bir semtin, bir yapının bile aslında ne kadar büyük bir tarihin parçası olduğunu fark ediyorsunuz. Günlük hayatta önünden geçip gittiğimiz yerlerin arkasında nasıl hikâyeler olduğunu görmek etkileyiciydi.
İlber Ortaylı’nın bilgi birikimi zaten tartışılmaz ama bu kitapta beni en çok etkileyen şey, İstanbul’u sadece bir şehir gibi değil, yaşayan bir medeniyet gibi anlatması oldu. Bazen bir camide, bazen eski bir sokakta, bazen de bir semtin değişen yapısında kendinizi tarihin içinde hissediyorsunuz.
Kolay okunan bir kitap mı? Açıkçası hayır. Özellikle İlber Hoca’nın üslubuna alışık değilseniz zaman zaman yorabiliyor. Ama sabırla okunduğunda gerçekten insana farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Ben okurken hem düşündüm hem de İstanbul’a başka bir gözle bakmaya başladım.
Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en net duygu şu oldu: Bir şehri sevmek için önce onu tanımak gerekiyor ve İstanbul, tanıdıkça insanı daha da içine çeken bir şehir.
️ Tarihi, kültürü ve İstanbul’un ruhunu merak eden herkese tavsiye ederim.