Sokaklarda cirit atan uluslararası suç şebekeleri, onlarla fotoğraf çektirmekten utanmayan siyasiler, faili meçhulden faili meşhura evrimleşen cinayetler, ekonomik bozulmanın ve kolay para kazanma arzusunun hızlandırdığı ahlaki çürüme, liyakatsizliğin getirdiği kamusal ve kurumsal çöküş... Başkomiser Nevzat bu kez geçmişin hayaletleriyle mücadele ediyor ve yaşadıkları olaylar bir 21. yüzyıl Türkiyesi portresi çiziyor.
Okuduğum Türk yazarlar bir elin parmaklarını geçmez. Bu durum bazı okurlar tarafından zamanında kibir ve kendini beğenmişlikle yaftalamıştı. Oysaki sebep bambaşkaydı. Biliyorum empati yapmak zor ama imkansız değil, denenmeli. Neyse o konu uzar, bugüne dönelim. Yazma işi benim hobim, mesleğim değil. Ama asıl işi yazarlık olan, ekmeğini bu işten kazanan, mesleğine yıllarını vermiş usta yazarlara saygım sonsuz, Ahmet Ümit gibi. Öncelikle romanlarını, hikaye denemelerinden daha çok sevdiğim için bu tarzdan sapmasını hiç istemiyorum. Ancak ne kadar heveslensem de eski kitaplarının hissiyatını yenilerde bir türlü yakalayamıyorum. Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nda finalin öngörülebilir olması, failin erkenden göz kırpması, Nevzat’ın içsel hezeyanları biraz geriye itti heyecanımı. Yine de bu bileşenler kitabı tavsiye etmeyeceğim anlamına gelmez. Olay örgüsü ve ülkemizin acı portresini iğneli hicivlerle cesurca yansıtması sevdiğim yönlerinden oldu. Başkomiser Nevzat’la tanışmayanlar tanışsın, tanışmış olanlar da bolca hasret gidersin çünkü özleniyor.
.
.
.
.
#birkahvebinkitapp