Deliliğin konuşulduğu ve canlandırıldığı oyunlar ve tiyatro, delilerin hapsedildiği geçiş mekanlarıdır;Burada hem idealize edilip hem de cezalandırılırken aynı zamanda ikisinden de muaf tutulurlar.
Deliler anlayamadığımız ve kabul edilemez davranışlar sergileyen, dolayısıyla da bizi tehlikeye atan ya da kendimizi tehlikede hissetmemize sebep olan insanlardır. İnsanları anlayamaya ne denli büyük bir kültürel yatırım yaptığımızı ortaya koyarlar. Neredeyse diyebiliriz ki delilik, birbirimizi anladığımıza inanmak istememize sebep olan şeydir.
Sevgi/aşk eşit bireyler arasında olmaz çünkü bu duygunun kendisi insanlar arasında orantısızlık yaratır (bu durum bizi hayal kırıklığına uğratabilir ama yararlı bir hayal kırıklığıdır bu). Sevgi/aşk insanlara başlangıçtaki eşitsizliği hatırlatır ve onları o konuma sokar. Sevgi/aşk insanların eşitliklerini yitirdikleri ortamdır