Güzelliğine kapılıp da uzanırsın bir an; kalbin, onu kendine ait kılma arzusuyla çarpar. Fakat sonra, o ince dalın taşıdığı kırılganlığı hatırlarsın. Bir dokunuşun bile onu incitebileceğini bilmenin ağırlığıyla, elin havada kalır.
Sevgin, sahip olma isteğinin önüne geçer o an. Çünkü bazı şeyler, ancak özgür kaldığında güzeldir. Sen onu koparmayarak seversin; rüzgârla savruluşunu, güneşe yüzünü dönüşünü izleyerek… Ve belki de en derin bağ, hiç dokunmadan kurulur: Bir çiçeği dalında bırakacak kadar incelmiş bir yürekle.