Üç farklı kadın, üç farklı hayat ama tek bir kırılma noktası etrafında dönen bir hikâye.
Smita’nın hikâyesi en sert olanıydı; sistemin içinde sıkışmış bir hayatın “kaçış yok” hissini iliklere kadar geçiriyor. Sarah ise modern dünyanın içindeki başka bir tür baskıyı gösteriyor: güçlü görünme zorunluluğu ve kontrol kaybı. Bu ikisi arasında Giulia daha hafif kaldı; hikâyesi kötü değil ama diğer iki karakterin yaşadığı yoğunluğun gerisinde kalıyor.
Kitabın en güçlü yanı kadın hikâyelerini bir “örgü” gibi birbirine bağlaması. Ama aynı zamanda en zayıf yanı da bu: her hikâyeye eşit ağırlık vermemesi.
Yine de bazı kitaplar vardır, kusurlarıyla birlikte hissedilir. Bu da onlardan biri.