Kitabı henüz okuyorum ve ortalarında bile olduğum söylenemez ama kitapta dikkat çeken ve canımı acıtan bir gerçeklik yatıyor ki, kitabı bitirdikten sonra da incelememi düzenleyeceğim.Bir kasaba düşünün, kadınlara herkes düşman. Kadınlar sadece söylenenleri yapabilir. Bir başka şeye kalkışmaları, onların idamları, ölümleri olur. Ve böyle bir yerde, kadınlara karşı olan herkesten çok, kadınların birbirlerine karşı olmaları. En çok birbirlerinden nefret etmeleri. Ve asla dayanışmanın olmadığı bir yerde aslında bunu kendine yapanlar, kasabadan çok kadınların oluşu. Herkes bir cinsi dışlıyorsa, kendi cinsini dahi olsa zaman sizi çökertir ve kendi cinsinizi dışlarsınız.Ya da toplumun dışladığını. Demem o ki, sizi kimse yüceltmez, ırkınızı, cinsiyetinizi ve hakkınızı kimse savunmaz. Siz eğer önce kendinize sonra da insanların haklarına sahip çıkıp, savunmaya başlarsanız, her şey yerine oturur. Toplum böyledir işte. Bir kaç kişinin onaylamadığı doğruya, yanlış derler. Bir kaç kişinin onayladığı yanlışa da doğru derler. Toplum, zihniyetsiz bir idam biçimidir.