Kişi etik ve dinsel geleneklerden gelen atalarının bilgeliğiyle yaratıcı bir şekilde bağdaşabildiğinde hayret etme kapasitesini yeniden keşfeder. Modern toplumda aktif, duyarlı bir hayret etme yetisinin büyük ölçüde eksik olduğu açıktır. Bu da içinde yaşadığımız dönemde çoğu insanın hissettiği boşluk duygusunun bir sonucudur.
Kişinin kendine dair Öz farkındalığı arttıkça, atalarının bilgeliğini de o ölçüde kendisinin kılabilir. Geleneğin gücü altında ezilen, onun varlığına dayanamayan ve dolayısıyla ya ona uymaya, ya da kendilerini ondan koparıp ona isyan etmeye çalışanlar kendi kişisel kimlikleri zayıf olan kimselerdir.
Özgürlük, insanın kendi gelişiminde rol oynamasıdır. KENDİ kendimize şekil verme kapasitemizdir. Özgürlük benlik bilincinin diğer yüzüdür: kendi kendimizin farkında olmadığımıza tıpkı arılar yahut koyunlar gibi içgüdü ya da tarihin otomatik akışı tarafından yönlendiriliriz. Fakat benliğimize dair bilinç kazanma gücümüz sayesinde dün ya da geçen ay nasıl davrandığımızı anımsayabilir ve bu eylemlerden dersler çıkararak şimdiki zamanda nasıl davranmamız gerektiğine karar verebiliriz.
... Hiçbirimiz bizi sömürmeye çalışan insanlara yahut çevremizdeki dış güçlere karşı durmaktan kaçınamayız, fakat sürdürmemiz gereken asıl önemli psikolojik savaş özgürlüğe doğru ilerlemeyi sürdürdükçe ortaya çıkacak ihtiyaçlarımza, endişemiz ve suçluluk duygularımıza karşı verdiğimiz mücadeledir. Kısacası temel çatışma kişinin büyüme, gelişme, ve sağlık arayışında olan tarafı ile özgürlükten feragat ederek olgunlaşmamış bir düzeyde psikolojik göbek bağlarıyla sarılmış halde ebeveynin yalancı-koruması ve ilgisinin peşinde koşan tarafı arasındadır.