Özgürlük, insanın kendi gelişiminde rol oynamasıdır. KENDİ kendimize şekil verme kapasitemizdir. Özgürlük benlik bilincinin diğer yüzüdür: kendi kendimizin farkında olmadığımıza tıpkı arılar yahut koyunlar gibi içgüdü ya da tarihin otomatik akışı tarafından yönlendiriliriz. Fakat benliğimize dair bilinç kazanma gücümüz sayesinde dün ya da geçen ay nasıl davrandığımızı anımsayabilir ve bu eylemlerden dersler çıkararak şimdiki zamanda nasıl davranmamız gerektiğine karar verebiliriz.
... Hiçbirimiz bizi sömürmeye çalışan insanlara yahut çevremizdeki dış güçlere karşı durmaktan kaçınamayız, fakat sürdürmemiz gereken asıl önemli psikolojik savaş özgürlüğe doğru ilerlemeyi sürdürdükçe ortaya çıkacak ihtiyaçlarımza, endişemiz ve suçluluk duygularımıza karşı verdiğimiz mücadeledir. Kısacası temel çatışma kişinin büyüme, gelişme, ve sağlık arayışında olan tarafı ile özgürlükten feragat ederek olgunlaşmamış bir düzeyde psikolojik göbek bağlarıyla sarılmış halde ebeveynin yalancı-koruması ve ilgisinin peşinde koşan tarafı arasındadır.
.. tek yaptığı kendini idame ettirmekse eğer, yaşamak ölmenin bir çeşididir ve insanın varlığı tuhaf bir bitki örtüsünden farksızlaşır. Simone de Beauvoir
Farklı hastalıklara benlik perspektifinden baktığımızda fiziksel, psikolojik, ruhani hastalıkların benliğin bu dünyada kendini bulma güçlüğü yaşamasının farklı tezahürleri olduğunu görmekteyiz.
insanların bedenlerini benliklerinden ayırmalarının nedeni yalnızca onu bir iş aleti gibi kullanmaları değildir, bu durum aynen haz arayışları için de geçerlidir. Beden, sanki televizyonda kanal arıyormuş gibi ustalıkla idare edildiğinde belli gastronomik hazlar ve cinsel
hislerin alınabileceği bir duyum cihazı gibi kullanılıyor.