... benlik daima kişiler arası ilişkilerde doğar ve gelişir. Ama yalnızca etrafındaki sosyal çevrenin yansıması olarak kalan hiçbir "ego" sorumlu bir bireyselliğe dönüşmez. Bireyselliğin en büyük düşmanının 'konformizmin olduğu dünyamızda -" kalıba" uyumanın norm kabul edildiği ve "beğenilmenin" sözümona kurtuluşa kesilen bilet olarak görüldüğü toplumumuzda- öne çıkarılması gereken şey herkesin bildiği ve belli bir yere kadar birbirimiz tarafından yaratıldığımızı ifade eden gerçeğin yanı sıra kendi kendimizi deneyimleme ve yaratma becerimizle de bu sürece katkıda bulunduğumuzdur.
İnsanlar bilge olsunlar olmasınlar benlik bilincini yeniden keşfetme sorunun ne denli önemli olduğuna dair inançlarını yitirmiş durumdalar.... Dolayısıyla günümüzde pek çok insan sokrates'in 'kendini bil' derken bireyin önüne en zorlu meydan okumalardan birini sürdüğünü fark edemiyor. Ve benzer şekilde, "en üst manasıyla yola çıkmak kendi benliğinin farkına varmaktır" diyen Kierkegaard'ı da anlamakta güçlük çekiyorlar.
... birçok insan davranışlarının değerini davranışın kendisiyle değil de bu davranışın nasıl kabul gördüğüyle ölçüyor. Pasif olan alıcı kendisine yöneltilen şeyi başarılı yahut başarısız kılacak güce sahip. Dolayısıyla biz de hayatta birey olarak yaşayıp davranmaktansa oyuncu olma eğilimine kapılıyoruz.