Hayatımda en azından bir kez daha okuyacağımdan emin olduğum, beni Yüzyıllık Yalnizlik'a birkaç bin adım yaklaştıran, çıtır çerez görünümlü ama hem sosyolojik hem psikolojik derinliği yüksek, küçük köylerin dünyanın öbür ucunda da bizimki kadar küçük olduğunu ve bizimkine ne kadar da benzer olduğunu gösteren kitaptı Kırmızı Pazartesi,namı diğer "İlan Edilmiş Bir Cinayetin Kroniği".
Kitabın röportaj tekniği denen bir teknikle yazılmış olması hoşuma giden dikkatimi çeken bir kültürel bilgi oldu. Kitaptaki gelinin yazdığı mektuplarla ilgili olan ve otopsi kısımları dikkatimi çeken bölümlerdi.
Marquez bu kitabına "Bana Nobeli kazandıran en güzel kitabım." demiş. Zaten son kitabıdır. 1981'de yazılmış bu son eseri 2026'da okumak benim için üzücü olsa da okurken aldığım edebi haz benim en büyük tesellimdir.