Andrew Carnegie. Sanayi devi. Rockefeller’dan daha zengin. Ayrıca daha cömert… ama baksana haline, yaşlı bir adam işte. Daha ne kadar ömrü var dersin? Bir on yıl daha? Belki biraz daha fazla. Ama ülkedeki demiryollarını oluşturan raylardaki Carnegie çeliği o öldükten sonra da var olmaya devam edecek. Cebindeki bozuk paralarla yaptırdığı bu salon, kendisi toprağın altındayken de dimdik ayakta olacak. Zaten bu yüzden yaptırdı. İsmi gelecekte de uzun zaman boyunca anılmaya devam etsin diye. Zenginler böyle yapar. Hem kendilerinin hem çocuklarının ömür boyu rahat edeceğini anladıktan sonra dünyaya bir miras bırakmak için uğraşırlar. Acıklı, değil mi? Dünyaya miras bırakmak. Ne saçma. Kendilerinin var olmayacağıbir gelecek için çalışıp didinmek. Bizim sahip olduğumuzun yanından bile geçemeyecek kadar vasat ve anlamsız bir şey.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Cehalet zamanla şekil değiştirir. Ama hep vardır ve her zaman için ölümcüldür. Evet doktor öldü. Ama yaşasaydı ve o makaleye yayımlansaydı, onun yerine sen ölecektin. Ve başkaları.
68 yaşındaydı. Bitkindi. Tüvit takımlar giyen bir iskeletti. En iyi ihtimalle birkaç yıl daha yaşardı. Ama hayatta kalıp Anageria’yı bulan adam olarak nam salmak için bulduğun şeyleri açıklasa çok daha fazla zararı neden olacaktı. Yaşayacak uzun yılları değil, asırları olan insanların ölümüne yol açacaktı. Bütünün hayrına denen bir durum, anlıyorsundur herhalde? Bir çok insanın hayatını kurtarmak için birkaç kişi ölebilir. Cemiyetin amacı da budur.
Yemek salonunda uluorta cinayet suçlamasında bulunmama mümkün mü acaba? Ağzını sıkı tutma sanatını öğrenmelisin. Üstü kapalı konuşmayı. Gerçek bazen bükülmesi gereken düz bir çizgidir, şimdiye kadar bunu öğrenmiş olman gerekirdi. Hala hayatta olman mucize.