Gitmez bu böyle, bu böyle yürümez!
Bir gün
Durulur bu çalkantı, doğarsın güneşe.
Bakarsın gökyüzü eski bir resim gibi
Pencerede yeniden ve kitap masada,
Tasaların, kaygıların yunmuş, arınmış,
Peşkirin, çarşafın, gömleğin yanı sıra
Uçuşuyor çırpına çırpına rüzgârda.
Nerdesin alın teriyle gülen aydınlık,
Nerdesin güzel kokularla dolu gece!
Gecenin karanlığına varıp ürperen ruhum seher vakti aydınlığa varmaya başlayan günün ilk kıvılcımlarıyla,ötüşen kuş cıvıltılarıyla bir daha anlıyor ,ana rahminden başlayıp kabristana doğru yol almakta olan bu otobüste hep karanlık yok . Aydınlık var ,kuşların sesi var ,zifiri karanlıktan doğan aydınlık var ...Evet yer yer bu otobüste dinlenme vakitleri de var .
"Yeryüzünde sevenlerden daha kötü durumda olan yoktur.
Arzunun tatlı lezzetini bulduğunda,
O aşığı ağlarken görürsün her an;
Ya iştiyakından yahut da ayrılık korkusundan...
Kavuştu mu ayrılma korkusuyla ağlar,
Ondan uzak kaldı mı ,şevkinden ağlar.
Evet aşığın gözleri ,sevgilisinden ayrıldığında da yaşla dolar,
Ona kavuştuğunda da "