Güler Yumuşak

Güler Yumuşak
@Guler_Yumusak
Ümitsizlikle boğuştuğum günlerden birindeydim. Her şey üst üste geliyordu. Emek emek kurduğum hayatım bir anda yerle bir olmuştu ve ben sanki gerçek bir enkazın altında kalmış, sahip olduğum her şeyi
Duygu ve Düşünce
Hayat yaşamaya değer... Hangi hayat? İnandığın değerler hayata hâkimse, inandığın gibi yaşayabiliyorsan, Allah'ın Şeriatına-rızasına muvafıksa hayat, evet, o hayat yaşanmaya değer hayattır! O hayatı yaşayamıyorsan, "yaşanmaya değer hayat için" samimi olarak mücadele ver, "hayat yaşanmaya değer olsun" diye yaşa ki, Allah'ın rızasına eresin... Aksi hâlde "yaşanmaya değer hayat var mı?" suâli, lâf-u güzâftır ki, "inandığı gibi yaşayamayan, yaşadığı gibi inanır" vecizesinin muhatabı olursun...
Önceki 2 yanıtı göster
@Ruzgar053 Kesinlikle mümkün değil... Bence Yaradan'ın kendisi dahi bizden bunu beklememişti. Sadece kimin kul, kimin Rab olduğunu görmemizi istiyor ve bizden "Rab" olmanın yükünü almış olarak yalnızca kulluğumuzu istiyordu :'). Ama insanoğlu işte, illa canını yakarak alacak dersini :). Dediğinizde de çok haklısınız bu arada, ancak sevgi olmadan insan yediği yemekten bile tat alamıyor gelin görün ki😄. Allah her birimizin imtihanını kolaylaştırsın ve tıpkı o ablamız gibi hayatın yaşamaya değer kısımlarını görebilmeyi nasip etsin🌸
Reklam
Ümitsizlikle boğuştuğum günlerden birindeydim. Her şey üst üste geliyordu. Emek emek kurduğum hayatım bir anda yerle bir olmuştu ve ben sanki gerçek bir enkazın altında kalmış, sahip olduğum her şeyi
Duygu ve Düşünce
Bu yorum görüntülenemiyor
Ümitsizlikle boğuştuğum günlerden birindeydim. Her şey üst üste geliyordu. Emek emek kurduğum hayatım bir anda yerle bir olmuştu ve ben sanki gerçek bir enkazın altında kalmış, sahip olduğum her şeyi
Duygu ve Düşünce
Hayat yaşamaya değer... Hangi hayat? İnandığın değerler hayata hâkimse, inandığın gibi yaşayabiliyorsan, Allah'ın Şeriatına-rızasına muvafıksa hayat, evet, o hayat yaşanmaya değer hayattır! O hayatı yaşayamıyorsan, "yaşanmaya değer hayat için" samimi olarak mücadele ver, "hayat yaşanmaya değer olsun" diye yaşa ki, Allah'ın rızasına eresin... Aksi hâlde "yaşanmaya değer hayat var mı?" suâli, lâf-u güzâftır ki, "inandığı gibi yaşayamayan, yaşadığı gibi inanır" vecizesinin muhatabı olursun...
Çok doğru söylüyorsunuz hocam. Hayatı anlamlı yaşamak, bizzat o hayatı bize bahşedenin istediği gibi yaşamakla mümkün olur. İnsan bazen öyle kuvvetli inançlar geliştiriyor ki; tüm hayatına ve yapıp ettiklerini, insan ilişkilerini dahi bu inanç üzerine inşa ediyor ta ki bir gün o sahte gözlükler Allah'ın merhameti tarafından kırılıp da kul çıplak gerçekle yüzleşene kadar.... Bazen de bunu, gerçekten hakikat sanarak yapıyorsunuz. Allah'ın merhameti yine orada devreye giriyor. Burada artık şunu düşünmeye başlıyorum; evet yaşamak inandığın şeyler uğruna savaşmayı gerektirir mutlaka ama; bu dünyada zulüm de var, her zaman çabaladığını alamamak, haksızlığa uğramak da var, kötülük de var. Tüm bunların hepsine rağmen yaşamayı değerli ve anlamlı kılacak bir şey varsa o da ancak sevmek olabilir. Her şeye rağmen sevgi vermeye devam edebilmek. Sevgi almaya devam edebilmek. Hayatı sevebilmek. Kuşların seslerini, bulutların güzelliğini görmeye devam edebilmek. Çünkü ölüm var... Şükür ki ölüm var. Ölüm olmasa, bu dünyanın ne ehemmiyeti var? Değerli yorumunuz için teşekkür ederim🌸.
2 yanıtı göster
— Namazını kıl, namazını kıl!.. — Efendim, namazda üstüme müthiş "havâtır" yükleniyor. — Olsun... Namazını kıl!.. — O kadar kılmak istiyorum ki, eskilerini de kaza etmeği düşünüyorum. Hattâ sormak istiyorum: Acaba geçmiş namazlar ikişer rekât üzerinden kaza edilebilir mi?.. Sualimi, bilgisizlik içinde o kadar saffetli buldular ki, aydınlık ve ılık, gülümsediler: — Hayır! Her namaz kendi miktarınca kaza edilir. Sen namazını kıl! Bir kere de "Sehiv Secdesi"ni sormaya kalktım. Hatadan korkuyordum; sanki hatâ korkusiyle namaz kılamıyordum. — Sen bunları bırak da, dediler; namazını kılmaya bak!
Sayfa 160 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
"Havâtır", sözlükte "aklına gelmek, hatırlamak, içine doğmak" anlamına gelen hutûr kökünden türeyen hâtır kelimesinin çoğuludur. Kavram olarak ise, insanın iradesi dışında zihnine gelen veya kalpte hissedilen iyi veya kötü duygu ve düşünceler anlamında kullanılmaktadır. Tasavvufta, sâlikin kalbine Hak'tan, melekten, nefisten veya şeytandan gelen hitaplar, sesler anlamına gelir. Hiçbir vasıta olmadan doğrudan doğruya Allah'tan gelen hitaba rabbâni veya hakkâni hâtır, melekten gelene melekî hâtır veya ilham, nefisten gelene nefsâni hâtır veya hâcis, şeytandan gelene şeytâni hâtır veya vesvese denilir.
Bir Adam Yaratmak
Bir Adam Yaratmak
’ın filmi çıkmış da izleyem dedim.
1000Kitap
Biz de şimdi biletlerimizi aldık sabırsızlıkla bekliyoruz sayın hocam☺️
Keyifli seyirler hocam.🙂