Kitabı biraz önce bitirdim. Fantastik ama aynı zamanda gerçek yaşamı da içinde barındıran okunması kolay bir kurguya sahip. Zaman zaman tekrarıyla biraz bunaltsa da insana umut verebilmek için yazılmış bir kitap. Matt Heig in gece yarısı kütüphanesi’ni okumuştum daha önce .O kitaptan sonra bu kitap biraz hayal kırıklığına uğrattı beni. Yaratmak istediği etki tabii ki olumlu eğer ki zor zamanlardan geçiyorsanız .Aslına bakarsanız öğüt verir gibi değil de sanki sizi dinleyen ama yadırgamayan,yargılamayan, duymaya ihtiyacınız olanı söyleyen bir dostla sohbet eder gibi hissediyorsunuz kitabı okuduğunuzda. Evet hayat acımasız ve bazen imkansız görünebilir bunu kabul ettiriyor ama yine de her şeye rağmen yaşamın bir mucize olduğunu da gösteriyor .
Kitapta beni etkiyen bir cümle ile noktalamak istiyorum” fakat hayat karmaşa ve kafa karışıklığıyla, garip ve utanç verici gerçeklerle doludur tabii ki bu hayatta kendi inançlarımızı kendimizi yaratırız ve bu inançları değiştirmek bazen korkutucu gelebilir hayata turnusol kağıdı gözüyle bakmak değil önemli olan hayatı biz yaşıyoruz turnusol kağıdı biziz.””
“” okumak kendi hayatımızın dışındaki hayatları da yaşayabilmemizi sağlar. Tek odalı bir kulübeye benzeyen zihnimizi malikaneye dönüştür. Kısacası okumak aslında telepati ve zaman yolculuğudur herkesle ve her yerde, bütün zamanlarla, hayal edilmiş olan her şeyle aramızda bağlantı kurar.”