Evlilik, kadın ile erkeğin aynı günü, ömrü paylaşmasının çok ötesinde aynı gönle sığıvermesiydi. Biri eksik olsa kovuklardan soğuk sızar daim, biri fazla olsa taşar kabından. Evlilik yurttu, dışarıda kalanlardan kaçılıp da içeride kalacakları biriktirmekti.
Bir Amerikan psikoanalizcisi Modern Dünyada Tecavüz ve Şiddet başlıklı bir kitap yazmış. Bu barbarlık , bu güvensizlik asrı , atom bombası ile molotof kokteylini keşfetti. Terörün tekniği ile tekniğinin terörünü geliştirdi. Günden güne artan cinayet salgınları, işkence, kaçırılıp rehin alınan insanlar, katliamlar vukuat-ı âdiyeden sayılıyor. Onları da zelzele gibi, su baskınları gibi tabii birer affetmişcesine kabul ediyoruz , hepsine katlanıyoruz. Sanki Sorumlu da,suçlu da biz değiliz... tezatlar birbirini tamamlıyor, hepsi de aynı bütünün parçaları: Amerikalılar ile Kuzey Vietnamlılar, Araplar ile israilliler, öğrenciler ile polisler, hükümetler ile terörist gruplar. Herkes kendi davasının farklı olduğuna inanıyor...