Duyabileceğimiz en güzel şey, hayatın esrarlı yanıdır. Sanatın ve gerçekbilimin beşiğinde bu ana duygu vardır. Onu bilmeyen, dünya karşısındaşaşkınlık ve hayranlık duymayan kimse, ne de olsa, ölü ve gözü kapalıgibidir. Hayatın sırlarıyla karşı karşıya gelmek, korku ile de karışarakdinleri yaratmıştır. Ulaşamayacağımız bir şeylerin var olduğunu bilmek,ancak en ilkel bir biçimde anlayabileceğimiz en derin aklın ve en parlakgüzelliğin belirtilerini görmek, bu bilgi ve bu gerçek dindarlığın tâkendisidir, işte bu anlamda, ve yalnız bu anlamda, derinden dindar olaninsanlara katılıyorum. Kendi yarattıklarını cezalandıran ya da ödüllendiren,biz insanlarınkine benzer istekleri olan bir Tanrıyı benim aklım almaz.Bedeni ile öldükten sonra yaşayabilecek bir insan da düşünemem. Zayıfyürekliler, korku ya da gülünç bir bencillikle bu çeşit düşünceleribeslesinler istedikleri kadar. Hayatın sonsuzluğundaki sır ve gerçeğinakılları aşan kuruluşuna bakış, bir de tabiatta kendini gösteren aklın, nekadar küçük olursa olsun, bir parçacığını kavramak için göstereceğimiz oiçten çaba yetiyor bana.