Ölüler evinden anılar ilk bölümünde baba katili bir soyludan birkaç kelimeyle söz edilir. Hem de mahpusların işledikleri cinayetleri ne kadar duygusuzca anlatabildiklerine örnek gösterilerek...
Bundan başka, katilin mahkeme önünde suçunu inkar ettiği, ama bu meselenin iç yüzünü bilenlerin anlattığına göre, delilerin en ufak şüphe bırakmayacak kadar açık olduğu da anlatılır. Aynı adamlar anılar yazarına suçlunun bir sefih olduğunu gırtlağına kadar borçlandığını, babasını da mirasa konmak için öldürdüğünü anlatırlar.
Zaten bu baba katilinin daha önce çalıştığı şehirde de hemen herkes öyküyü aynı şekilde anlatmaktadır. Bu konuda anıların yayımcısı oldukça sağlam bilgilere sahiptir. Son olarak anılarda yazıldığına göre katil pek neşeli, keyfi yerinde bir adamdı; sefih, zıpır aptal olduğu kadar anlayışsızdı da;anıların yazarı onda öyle aman aman bir zalimlik de görmemişti. Yazılara, "Şüphesiz ki ben bu cinayete inanmıyordum." Sözleri eklenmişti.
Bugünlerde, ölüler evinden anıların yayımcısı,sibiryadan bir haber almıştır. Bu adam gerçekten suçsuzmuş ve tam 10 yıl haksız olarak sürgün ve ağır hizmet hayatı sürmüş. Suçsuzluğu mahkemece resmen tespit de edilmiş.asıl suçlular bulunmuş suçlarını itiraf etmiş zavallı adamcagiz da hapishaneden çıkarılmıştır.