Nina Guzgu

Nina Guzgu
Hayat akıp giderken avuçlarımdan, eğilip yerden toplayamıyorum parçalarımı... Müfide İnselel, Kıraç
Psikolojik Danışman
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik
Bakü
Rusya/ Moskova, 11 Mart 2002
9 okur puanı
Eylül 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“…bırakın, şurada, gözlerinizin o kederli bakışı altında öleyim…”
“Sonra birdenbire Ahmet Cemil dedi ki: — Ah, neler hissediyorum da tahlil edemiyorum… Bir şey yazmak, o duygularımın içinden bir şey çıkarmak istiyorum ama bir kere ne yazmak istediğime karar verebilsem… Şurada —beynini gösteriyordu— bir şey var, bir şey duyuyorum ama rüyalarda tutulamayan şekiller gibi parmaklarımın arasından kaçıyor. Bilir misin nasıl bir şey? Bak şu gökyüzüne, ne görüyorsun? Cam gibi bir deniz… Gözlerinle onun içine girmeye çalış, o mavilikleri yırtmak için uğraş, ne görüyorsun? Mavi… Daima mavi… Değil mi? Sonra, bak ayağımızın altındaki toprağa, ne buluyorsun? Donuk siyah bir renk… Of! O karanlık tabakaları parçalayarak içeriye bir bakış at. İn, in, ne kadar inebilmek mümkünse o kadar in, ne buluyorsun? O siyahlıklar içinde ne buluyorsun? Siyah… Daima siyah… Değil mi? İşte öyle bir şey yazmak istiyorum ki üstüne bakılsa mavi, daima mavi, altına bakılsa siyah, daima siyah… Bir şey ki mavi ve siyah olsun. Hasta mıyım? Bilemiyorum. Fakat ah! Ne yazmak istediğimi bilsem, onu şöyle karşımda şekillenmiş, resmedilmiş görmek mümkün olsa, işte o zaman zannediyorum ki artık ölebilirim, hayattan tamamen nasibini almış bir adam olarak gözlerimi kapayabilirim…”
Sayfa 60·Kitabı okuyor
“Medeniyet elde edilmesi kolay bir şey değildir. Ulaşmanın iki yolu vardır; biri kültürlü olmak, diğeri ahlaki açıdan yozlaşmış olmak. Şehir dışında yaşayanlar bunların ikisine de fırsat bulamadıkları için atıllaşıp yosun tutarlar.”
“Dünyayı kadınlar yönetir. İnanın vasatlığa hiç tahammülümüz yoktur. Derler ki kadınlar kulaklarıyla, erkekler gözleriyle severmiş. Erkeklerde sevme yetisi varsa tabii…”
Sayfa 225·Kitabı okudu
“Altından bir heykeli daha da değerli hale getiren şey hamurundaki çamurdur. Fakat düşesimizin hamurunda çamurun zerresi yok. Pervane misali yanmış ama küle dönmemiş; ateş küle döndüremediğini sertleşdirir. Neler görmüş geçirmiş…”