Hasan mehmetoğlu

git şimdi........ ama üzülme benım için kendıne üzül sadece! ! ! benı bırakıp gittiğin için degıl; bir sewda nasıl yaşanır goremedıgn için! ! Feridun Urfa
“Duygular asla eceliyle ölmez, mutlaka bir katili vardır.”
Ben altı delik, lastik ayakkabıdan yere değen bir köylü çocugu ayagı.. ben paydasını kaybetmiş pay,,, 14'ünü kaybetmiş pi sayısım.. hiç bir iklimi olmayan, hiç kokan, hiç gulen, hiç pazarsız, hiç kimsesiz, hiç sarılmaksız, hiç allahsız, hiç parasız, hiç'ini kaybetmiş hiçliğin en yogun haliyim.... Ben pusulasını kaybetmiş bir gemi, yatagını kaybetmiş bir ırmak, şiirini başka bir coğrafyada yazan Tarık Ali'yim... ben 4 kibrit çöpünde kendini yakan bir inancım.. yatılı bir okulda sidik kokusu, son trene yetişmeye çalişirken yakılan 7 küsür mılyonluk sigarayım... Ben korkak bir kahraman, piraye'nin nazım'a aşkı, ahmed arif'in Ankara'sıyım... ben sendeki bir sigara molası bir dudak bükümüyüm... bir çoban kawalı bir serin sabah yeliyim.... taze ekmek kokusu, yagmurdan sonra ki toprak kokusu, hışırdayan sarı sarı yapraklar, romantik dokunuşlar, kırmızı mumlar, şiirler, bolca soylenmiş keyfi yalanlar... hepsi yalan... ben sendeki hiçliğin 'piç'iyim... Feridun Urfa
yazmak istıyorum sana. Bildiğim,bilmediğim tüm dillerde.. önce yazmak sonra küfretmek..! ! Derin bir iç çekişsin sanki, sanki yüzmekten yorulmuş we bir okyanusta boğulmuş bir multeci.. sanki dokuz doğurmuş bir anne,bir taze ölü kokusu bir hardal gazı saldırısında..! ! sen habil ile kabil'in hıncı, muhammed'in inancı, ibrahim'i yakmayan ateşsin.. sen tanrının kendiyle monologu, sen yalnız bir kadının çıldırmış hali gibisin... bir sawaş borozanı bir dewrilen cümlesin... wardiyası değişmeyen bir fabrıka,, kolunu düzen çarkına kaptırmış bir işçisin... sen bir bayraksın allı -yeşilli bir eylemin en ön safında.. bir türlü gelmeyen iftar waktı, namazda küfre duran çember sakallı bir ıhtıyarsın, yalansın... sınırı ihlal edilmiş bir kimliksiz ülke, at nalları ile döwülmüş esmer bir coğrafyasın.. sen dıyarbakır cezaewi, makatına cop sokulan inançlı bir militansın.. sen öfkemin bana çarpan yüzü, bin yıllık hıncımın dişa wurumusun... sen şiir yazarım ınancına kendımı kaptırma hali, sen geniz yakan bir kokusun..
Koşmak istiyorum Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların Manzarasızlıkların, parasızlıkların Allahsızlıkların kıyısından Kimseye ve hiçbirşeye değmeden Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum! Yusuf Hayaloğlu