Syf

Moda Hükümetleri
Bugün dünyada modanın insanları yönettiği kadar birşey yönetebiliyor mu? Diye sorarım kendi kendime. Hızlı ve sessiz empoze. Hissedilmez etki. Ve farkına varılamayacak hız. Bu etkenler sayesinde insan sanki anasından doğduğu zaman moda hayranı olarak doğmuş gibi görür. İşin ilginci eğer aile durumu iyi olmayan aile ise Allah yardımcıları olsun ki çocuklarının bu isteklerinin önüne geçemezler. Çocuk dediğimiz de çalışıp aileye topluma artı bir değer üretmek için uğraşacağına toplumda herkesleşerek kendinin de görünen seviyede olmasını ister. Bu etki maalesef muhafazakar diyebileceğimiz kardeşlerimizde de hastalık olmaya başladı. Özellikle kadın kısmı diyebileceğimiz topluluk modanın en büyük kurbanı ve kendisi ile de aileyi de kurban etmektedir. İslam adına güya tesettür kıyafeti satan siteler sözüm ona bir moda tüccarından başka bir iş yapmamaktadırlar. Şu görülmektedir ki en bariz İslami ölçüye dahi muğayir moda kıyafetinin neresi İslami. İsrafın neresi İslami. Vucut hatlarını gösteren kıyafetin neresi İslami. Anlaşılan bunlar İslam geçmişinden değil başka geçmişten ilham alarak insanlara peynir ekmek gibi moda satmak için yapılan bozgunlardır. Bu bir öz eleştiri kimse üzerine alınmasın ama sözüm de herkese, ben Müslümanın diyen herkese. Bir bakıp tarihin sayfalarını karıştırmaları şiddetli bir tavsiyedir. Özümüzden ve kültürümüzde uzaklaştıkça kimse kusura bakmasın sömürü düzenine birer köle adayı oluruz. Hatta adaylığı geçmiş asil sömürülmüşler olmaya doğru ilerliyoruz. Bir hadisi şerifte şöyle buyurur peygamber(s.a.v) Kimin kaygısı dünya olursa, Allah onun fakirliğin iki gözü arasına koyar, iki yakasını bir araya getirmez, onun için dünyada takdir edilen miktardan başka hiçbirşey vermez( tirmizi, sıfatul kıyame 30)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Klasik İslam hukuku eserlerinde hep örfün sosyal muamelede belirleyici olduğu ibaresi geçmektedir. Bugün şöyle bir düşündüm de bugünün örfü diye birşey kalmamış. Demek oluyor ki sadece artık hukuk yol çizmedikçe eski örf ile muamele edilmeyecektir.
Yapılanlar yapılacakların teminatıdır.
Birey bişeyler yaparak gelecek hazırlar. Bundan dolayı ileriye BİRŞEYLER götürmek için bugun çalışmalı, ilerlemeli, üretmeli girişken olunmalı. Bireysel olarak değil bazı şeyler toplumsal düşünülmeli. Ve hiç bir zaman birey kendisini tekleştirmemeli zira bir toplum bir çok bireyden meydana gelir. Eğer toplumda her bireyin farklı menfaatleri varsa, toplumsal menfaatin önüne birey menfaati geçiyorsa ozaman toplum değil başka bir şey ortaya çıkar. Bencil, bağnaz menfaat perest bireylerden oluşan her biri param parça işe yaramaz bir toplum oluşur. Günümüzde görüp yaşadığımız bu hayat bundan başka birşey değil. Dünyada okadar zulümün var olması maalesef bizm paramparça olmuşluğumuzun bir eseri ve neticesi. Aynı ses ve duygu ortak ideal sahibi olsa her birey meselenin bir kısmı halolacak. Ama bana. Dokunmayan yılan misali çok güzel icra etmekte. Hiç unutmamalı ki parçalanan her lokma yutulacaktır ama ilk ama son.
Etiket hastalığı
Uygulamada sürekli rastlanan bir durum dikkatimi çekti. Vatandaş iki kelimelik bir söz paylaşacak kendi yazmaya çalışsa duygusunu ifade etse belki de daha iyisini yazacak, fakat altına bu sözü söyleyen birinin adını yapıştırır. Bazen söz yapıştırılan etiket isminden daha az yeri kapsıyor. Bu bence bir hastalık neredeyse hayırlı akşamlar diyecek ve meşhur birinin ismi etiket olarak yapıştırılacak. Arkadaşlar kimse kimseyi yemiyor basitleştirmemek lazım okadar kendini. Bazı şeylerin altına düşünüyorum denebilir bence