Hidâyet'in romanında bir kurtuluş yoktur, olsa olsa bir
boşalmadır sonuç. Güzelliği ve gerçeği arama çabasından
mahvolup giden yılgın adam, sonunda bizzat kötülük ifriti
olur çıkar.
Ama Hidâyet, kendisi, bütün o acılardan kendi isteğiyle
ölerek kurtuldu. Ümitsizliğe düşmüştü. İkinci Dünya
Savaşı'nın sonu, yurdundaki durum ve şartların olumlu bir
değişme geçireceğine ilişkin ümitlerini boşa çıkarmıştı. Bir
kurtuluş yolu görmüyor, kendini horlanmış, yenik
hissediyordu.
Ölümünden az önce bir hikâye taslağı kaleme almıştı,
şuydu konu: Annesi "Salgı salamaz ol!" diye beddua eder
yavru örümceğe. Küçük örümcek ağ yapamayınca ölüme
kurban gider. — Hidâyet'in hayat hikâyesi miydi bu?