Kabullenmekte zorlandığımız tek şey yaşam olayları değildir. Çağın kötü bir mirası olarak artık duygularımızla ve düşüncelerimizle de savaş halindeyiz. Kaygılanmayı, sıkılmayı ,üzülmeyi, dert edinmeyi ve insana dair bilimum sıkıntıyı "mücadele edilmesi gereken düşman askeri" olarak görüyoruz .Bu savaş hem oldukça yorucu hem de asla içinde olmak istemeyeceğiniz patolojik bir döngünün nesnesine dönüştürüverir bizi. Bu son derece beklendik bir sonuçtur aslında. Zira savaşın olduğu yerde gelişim ve ilerleme olmaz.
Bazen , daha sabahleyin kalkar kalkmaz , eski, solgun ve altımdaki çarşaf kadar buruşmuş buluyorum dünyayı . Öylesine suya konulmuş ve konulduğu bardağın içinde unutulmuş bir çiçek gibi ,rengi atmış yapraklarımın arasında bükülüp duruyorum; ruhumu bir türlü çıkaramıyorum kapandığı evden..
Ali Ayçil