Duygularımızı ve düşüncelerimizi,ruhumuzun derinliklerinde yaşayan görünmez varlıklarmış gibi düşün. Onları görünür hale getiren kelimelerdir. Sadece başkalarının gözü için değil,bizzat kendimiz için de öyledir.
Başkalarının ne konuştuklarını anlamak için,onların konuştukları dili bilmemiz gerektiği gibi,kendi iç sesimizi duyabilmemiz için de,ana dilimize ihtiyaç duyarız.
Sahip olduğumuz şeyler,boynumuza astığımız kolye,duvara astığımız diploma ne kadar pahalı olursa olsun bindiğimiz otomobil,giydiğimiz en markalı kıyafetler,ister küçük,ahşap,nohut oda bakla sofa bir kulübecik olsun,isterse yüzlerce odası olan bir saray olsun oturduğumuz evler,kredi kartımızın limiti,kartvizitimizde yazan ünvanlar... Hiçbiri "BEN KİMİM" sorusunun aklımızda ve kalbimizde cevap bekleyen yerini doldurulabilecek kadar büyük değildir...
Çünkü bizi birer BEN yapan onlar değildir.
Biz birer ben olarak bu dünyaya onlarla birlikte gidecek,yahut giderken onları da yanımızda götürecek değiliz...