Ahmet Haşim, en güzel şiirlerin manalarını okuyucunun hayalinden ve ruhundan aldığını söylemektedir. Ona göre en zengin, en değerli ve en etkili şiir, herkesin istediği tarzda anlayabileceği, dolayısıyla sınırsız hassasiyetleri içinde barındıran bir genişliğe sahip şiirdir. Haşim, sınırlı bir anlamın ki bu bizce, sadece şairin kastettiği mana olmalıdır, çemberi içinde sıkışıp kalan şiirin, insanoğlunun bütün hissiyatlarının sınırlarını kuşatan gerçek şirin yanında bir değeri olmadığını düşünmektedir.
Onun için şiir, her yeni okurla birlikte âdeta yeniden doğmalıdır. Haşim’in bahsettiği sıradan bir okur değildir. Eğer öyle olsaydı, her şiiri herkes anlayabilirdi.
Vuzuh, bazı şeylerin sıradan insanlar tarafından da anlaşılması mı demektir, sorusunu yönelten Haşim’in sıradan insanlar dediği herhalde sıradan okurdur. Ayrıca ona göre “şiir, anlaşılmak için ruh ve zekâ istidâdından başka çetin bir hazırlanma ve hattâ ziya, hava ve zaman şartları gibi müşkil bir takım hâricî avâmilin de yardımını ister”.
Başka bir deyişle çetin bir hazırlıktan geçen okurun, zekası ve ruhu da devreye girmelidir. Bu okur da herhalde sıradan bir okur değildir.