Aslında, Hitler Doğu'yu fethederken, Batı'nın Amerika'yı fethini örnek almıştı. Yirminci yüzyılın ilk yarısı boyunca, Amerikan eyaletlerinin çoğu sterilizasyon kanunlarını yürürlüğe koydular ve on binlerce Amerikalı sterilize edildi. Naziler, kendi sterilizasyon yasalarını uygularken, şüphesiz ABD'yi örnek almışlardı. Meşhur 1935 Nuremberg Kanunları, Yahudilerin tüm haklarını ellerinden almış ve Yahudilerle Yahudi olmayanların birlikte olmasını yasaklamıştı. Amerika'nın güneyindeki siyahlar, aynı yasal engellerden çok çektiler. Hatta savaş öncesinde Almanya’da Yahudilere karşı baş gösteren şiddetin, çok daha fazlasına maruz kaldılar.
ABD, yurt dışında işlenen suçları vurgulamak istediği zaman, genellikle Holokost anılarını gündeme getirir. Ancak, ABD’nin Holokosta ne zaman başvurduğu daha önemlidir. Kızıl Kmerler’in Kamboçya’daki kan banyoları, Afganistan’daki Sovyet işgali, Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi, Sırpların Kosova’daki etnik temizlikleri gibi resmi düşmanların yaptıkları şeyler, Holokost’u gündeme getirir, ABD’nin suç ortağı olduğu durumlarda ise unutulur.
Holokost endüstrisi hangi dersleri öğrenmemizi istiyor? Önemli derslerden biri, -politik bir çıkarın yoksa- Holokost'u diğer suçlarla “sakın kıyaslama”dır. Bu nedenle, Holokost endüstrisi zaman zaman Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan 11 Eylül saldırısıyla “İkinci Dünya Savaşı’nda Holokost yüzünden çekilen çileleri” kıyaslar. Atlantic Monthly, bin Ladin’in mi yoksa Hitler’in mi “daha büyük bir şeytan” olduğu konusunda kafa yorar. The New York Times Magazine, İslami köktenciliğin “Nazizmden daha korkunç bir düşman olduğunu söyler.
Alman halkı, cesur davranarak Washington'ın kanun dışı savaşını reddetme cesaretini gösterdiğinde, Saddam Hüseyin'le Hitler'i açıkça kıyaslayan Holokost endüstrisinin Almanya kanadı, Holokost anma gününü kullanarak Alman muhalefetinin Irak savaşına girmesi için çabaladı ve daha sonra da “zorunlu savaşlar” için destek istedi.