Bu kitapta toplanan hikâyeler Kaptan’ın hikâyeleridir ve her birinde bir sır vardır. Bunlar ancak kirli bir ruhun yakalayabileceği sırlardır. Bulabilen, sularda arınsın.
"Anılar ister acı olsun ister tatlı, insana daima acı verir; fakat bu acıda bir de tatlılık vardır. Yürek hasta, bitkin, yılgın iken bu anılarla dirilir, canlanır kendine gelir. Tıpkı haziran sıcağında öğle güneşinde yanmış, kavrulmuş bir çiçeği, akşam serinliğinde çiğ taneciklerinin canlandırması gibi…"
Öğretmen… İlk Öğretmen, epey geç gelmişti. Bütün çocuklar ilk pozu verecek olmanın korkusuyla sessizce beklemiştik. Sessiz ve uslu olmak okulun en büyük numarasıydı.
Bizi susturmaya gerek kalmayınca, Öğretmen yapacak başka şeyler buldu. Koca sınıfta bir kız ve erkek çocuğunun beraber oturduğu öndeki sırada, ben ve Fatoş yan yanaydık. İlk Öğretmenin yaptığı ilk iş, ikimizi ayırmak oldu.
Yatağa döndüm. Tolstoy, yanı başımda... Birkaç defa dönüp durdum. Nihayet aldım kitabı. Kaldığım yerden devam ediyorum yeniden. Karşılıklı konuşmaya başladık iki satır sonra. Az önce kaybolan zihnimi yakalamıştı kitap. Dilimdeki sözleri okuyorum. Nabzım yükseliyor, kalp atışlarımı duyuyorum. Korkularım orada öldürecekti beni. Nefesim tıkandı. Hemen bir başka sayfaya koyduğum ayracı çıkardım. Hiç bakmamıştım ona. Neydi bütün bunlar, tesadüf mü yoksa gece düşlerimin tehlikeli tuzakları mı?