"Adamın birinin gözü çok etkili nazar edermiş. Duvara baktığı zaman duvar çatlarmış. Ata bakıp 'Ne güzel at,' dediğinde atın ayakları bükülürmüş. Adam meşhur olmuş bu özelliğiyle. Padişahın kulağına kadar gitmiş hadise. Padişah bir sefer esnasında demiş ki: 'Şu adamı yakınına götürün de düşman ordusuna bir baksın. Belki bütün bir orduyu bir anda yere indirir!' Veziriazam adamı getirtmiş. Yaşlı, kısa boylu bir adam. Veziriazam onu bir tepeye çıkarmış ve düşman ordusunu göstererek 'Şu orduya bir bak,' demiş. Yaşlandığı için gözleri zayıflamış olan adam ne kadar bakmışsa da orduyu görememiş. 'Hani, ordu nerede?' diye sormuş. Veziriazam onu daha yakın bir tepeye çıkarmış ve göstermiş orduyu. Adam yine görememiş. Ancak üçüncü tepeye çıktıklarında görebilmiş vadiyi sarmış olan askerleri. 'Gördüm gördüm. Sizin gözleriniz nasıl ki o kadar uzakta olan orduyu görebiliyor!' demiş. Bunun üzerine padişahın yere inmesini hayal ettiği ordunun yerine vezirin gözleri inmiş. İşte hikâye böyle.
"Sen asla yalnız olamazsın demiştim. Sana şahdamarından daha yakın olan Rabbin var. Kalabalıklar içinde tek başına kalsan bile yalnız değilsin, olamazsın!"
Göz bakar da acep görür mü canı
Kulak işitir mi ruhun sesini
İnsan fırtınası sardı her yanı
Sevmedim dünyanın hengâmesini
Kaktüsler büyüdü kalbin yolunda Harcadım ömrümü insan çölünde