Bazen susmak gerekiyormuş,
Bazen bomboş bakmak hayatın yalanlarına...
Anlamaya çalışmak saçmalık!
Anlamadan yaşamak gerekiyormuş.
Ama bazen,
Unutmak gerekiyormuş, unutulma pahasına.
Zaman değilmiş gideni getiren,
Aslında zamanmış var olanı götüren…!
Hayranlıkla ve ivedilikle dinledigim bir ask şarkısı var ki
Sol yanında, adeta büyülüyor beni.
Her atışında bedenimin bir parçası tamamlanıyor.
O kadar muazzam bir ritmi ve ahengi var ki alıp götürüyor beni seraplara.
Altı üstü bir kalp atışı diyecek ne demeye bu kadar abartıyorsun yani.
Deme öyle onun yaptığı görevi keşke ben yapabilseydim sana.
O olmasaydı seni göremezdim, o olmasaydı aşk şarkımı dinliyor olmayacaktım.
Bu hayatta seni görmeme sebeb olan tek........
Aşk şarkımsın.
Şair ziya dönüp yârine şöyle bakar derin derin...
Yâr; ne oldu kalbimin efendisi, diye cevab verir.
Ziya der ki ey gönlümün pâresi benden sana yâr olmaz yolum yol değil ben sana bir şey veremem istediğin huzuru sadakati mutlu bir yuvayı imkansıza koşuyoruz kendime bakınca umutsuzluğu görüyorum ve bu bir süreliğine kadar da değil sonsuz bir umutsuzluk ondan dolayı sonsuz bir umutsuzluk vereceğime sonsuz bir sessizliğe raziyim der...
Gönüllünün pâresinden akan gözyaşları kadar şair ziyada hançer gibi sızı eksilmiyor...