Alim anlattığı için sevap kazanır da, anlattığı şeyleri kendisi tatbik etmiyorsa kendisi yanar. Onun da hesabı var.
Alimin de hesabı var, müftünün de hesabı var, hacının da hesabı var, hocanın da hesabı var, kocanın da hesabı var, hanımın da hesabı var. Herkesin hesabı ayrı. Her koyun kendi bacağından asılacak.
Peygamber Efendimiz ne dedi?
" Kızım, Yâ Fâtıma, Allah'tan kork. Allah'ın emirlerini tut. Allah'a karşı ibadet borçlarını güzelce yap. Ben senin babanım, peygamberim diye ümitlenme. Ben sana, eğer Allah'ın emrini tutmazsan, fayda veremem."
Demedi mi?
Dedi.
Ceza umumî gelir.
Allah-u Tealâ cezayı umumî gönderiyor. İyisi kötüsü ahirette ayrılır.
"Lût kavmine Allah belayı indirip de onları yerin dibine batırdığı zaman -ki şimdi Lût gölünde halâ acı su var, halâ orası denizden üçyüz metre aşağıda, çukurda, içi acı su dolu; balık yetişmez bir yer- Lût kavminin içinde, gece ibadeti yapan yetmiş bin âbid (ibadet eden) insan vardı." derler. Ama ekseriyeti "lûtilik" yapıyordu. Homoseksüellik belasına Allah onlara azabı indirdi.
En çok iki şey insanları cehenneme düşürüyor: Birincisi, iki dudak arasındaki dil. Bu dili iyi kullanamamakla lisanın afetleri, felaketleri başlarına çöküyor; oradan cehenneme düşüyorlar. İkincisi iki bacak arasındaki tenasül cihazı. Onun da esiri oluyorlar, onun peşinden koşuyorlar, oradan günaha girip cehenneme düşüyorlar.