Ahmet Dağ’a göre Batı’da 1950’li yıllarda yükselişe geçen toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi, erkek egemen zihniyetin baskıcı eğilimlerine vurgu yaparak kadının güçlendirilmesiyle gündeme gelmiştir. Bireylerin biyolojik gerçekliklerini görmezden gelen bu anlayış, cinsiyetin toplumsal bir kurgu olduğunu ifade ederek geleneksel ve dinî anlayışların karşısında konumlanır. Dağ’a göre cinsiyetsizleştirme örüntülerine Batı tarihinde çokça rastlanmaktadır. Grek mitolojisindeki cinsiyetsiz olarak tanımlanan hermafroditten, Hristiyanlıktaki Meryem Ana’ya kadar pek çok unsurda cinsiyetsizleştirme eğilimlerinin olduğu görülmektedir.